TÜRKİYE, ORTADOĞU VE “ZAHTERLİ PİDE”


 

2011 yılında gittiğim Suriye’den edindiğim bir izlenimimi aktarmak istiyorum. Ama öncesinde yazının başlığında geçen “zahterli pide”nin ne olduğuna değinelim.

 

Zahterli Pide Suriye'ye özgü, bizim lahmacuna benzeyen bir çeşit pide. Zahter, kekiğe benzeyen bir bitki. Pideye acımsı bir tat veriyor. Yemek tarifi sunmuyorum tabi ki. Hikâyesine geçelim Şam'ın zahterli pidesinin.

 

 Türkiye'nin Ortadoğu’daki yeri ve önemi işte bu zahterli pidede gizli. Burada işaret edilen tek şey, biçilen misyonun farkında olunması gerektiği hususunun elzem olduğu gerçeğidir.

 

3 günlük Suriye turunun Şam ayağındayız. Akşam namazını eda etmek için yol kenarında bir mescitte duruyoruz. Otobüsten indiğimizde yol yorgunlu içinde ağırlaşmış göz kapağımız aniden canlanıyor. Gözümüzü açtığımızda tek gördüğümüz, bizi bekler vaziyette duran beyaz bir pikap. Sanki o saatte bizim oraya geleceğimizi biliyordu ve karşılamak için oraya gelmişti.

 

 Arabanın yanına vardığımızda içinde bir ailenin olduğunu gördük. 35-40 yaşlarında Filistinli bir çift ve çocukları... Türkiye’den geldiğimizi bildikleri halde, bir daha duymak isteyecekler ki tekrar soruyorlar Türkiye? Türkiye?..

 

"Çat pat" Arapçamızla konuşmaya başlıyoruz.

 

 Yüzlerinde bir mutluluk ifadesi, gözlerinde yıllardır görmediği yakın akrabalarını görmüşçesine bir sevinç... Haliyle şaşırıyoruz. Ne yalan söyleyelim kendi memleketimizde  bile uzak diyarlardan dönünce bizi böyle karşılayan olmamıştı.

 

İkide bir Türkiye çok güzel, Türkiye'yi seviyoruz deyip duruyorlar. Ha bir de "one minute"... Dillerinden hiç eksik etmiyorlar.

 

Çok geçmeden, şoförün eşi gazeteye sardığı ne olduğunu daha sonra öğreneceğimiz o zahterli pideyi çıkarıp uzatıyor bizlere. Kim bilir belki de pideyi alıp evde çocuklarıyla yiyeceklerdi. Onun için gelmişlerdi zaten. Ama bizi görünce, arka koltukta oturan çocuklarını çoktan unutmuşlardı bile. 

 

 Tadına hayran kaldığımız zahterli pideyi midemize indirirken şu soruları düşünmeden edemedik. Nedir aramızdaki bu sıcaklık? Elindeki pideyi paylaşacak kardeşliğin, sevginin nedeni neydi? Kendi çocuklarını unutturacak ne yaptık biz bunlara?

 

Aklımıza takılan bu soruları anlamış olacaklar ki; biz Türkiye’yle varız, Filistin’i savunan tek ülke Türkiye diyor ve devam ediyor Filistinli çift. Osmanlı torunları bizi unutmadı, bizi siz kurtarırsınız ancak... Ağlıyorlar adeta...

 

Türkiye’yi bu kadar öveni daha önce hiç görmemiştim. Konuşuyorlar da konuşuyorlar. Dinlemeye devam etsek sabaha kadar bizi bırakmayacaklar.

 

Ama namaz kılmamıştık. İfade etmeye çalışıyoruz, mescide gideceğimizi söylüyoruz. Peki diyorlar.  Ruz-i mahşerde tekrar görüşürüz der gibi son defa bakarak ayrılıyor bizden Filistinli çift ve el sallayan çocukları.  Bu duygularla Suriye’yi geziyoruz artık. Her tarafta bu ilgiyle karşılaşıyoruz.

 

 Elindeki zahterli pideyi paylaşacak ortak bir tarihimizin olduğunu bir de burada görüyoruz. Türkiye’ye bağlanan umudun nişanesidir aslında bu izlenimler. Yıllar geçse de, tarihin tekerrürden ibaret olduğunun bir müjdesiydi belki bütün bunlar ama, en önemlisi de üstlenen misyonun farkındalığının uyandırılmasına vesile olacak olan niyet taşlarıdır belki.

 

Hadisenin yaşandığı Suriye’nin bugünkü halini ve Ortadoğu’nun kurumuş yaprak gibi bir bir döküldüğü bugünler ortadayken, üzerinde düşünmeden edemediğim husus şu ki; “Zahterli Pide”yi hatırlamak, bir tür kendini avutma mıdır, yoksa umut mu?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Mar

BEDİR'DEN ÇANAKKALE'YE

12Mar

AKİF VE İSTİKLAL MARŞI

23Ağs
06Ağs
28Tem

ABD, MALATYA VE BBC