SON DÖNEM OSMANLI DEVLETİ’NDE DİN EĞİTİMİ'NE BAKIŞ


 

Günümüzde din ve din eğitimi meselesi ehemmiyetini yakından hissettirmiş, konu ile ilgili tartışmalar hayatımızın vazgeçilmez parçası olmuştur. Meseleyi yakından takip etmek için, özellikle son dönem Osmanlı Devleti zamanına ve o dönemde uygulanan din eğitimi politikasına göz atmak gerekir.

 

Din eğitimi, varlığını Cumhuriyet öncesi dönemde ağırlıklı olarak Meşrutiyet, Cumhuriyet sonrası dönemde ise Tek Parti döneminin siyasi karakteri üzerine oturtmuştur.

 

Çünkü bu iki dönem, Osmanlıdan Cumhuriyete giden süreçte siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, askeri, ulaşım, iletişim, eğitim ve basın yayın alanındaki radikal değişim ve dönüşüme zemin hazırlamış dönemlerdir.

 

Ayrıca, bu dönemlerde siyasi iktidarların kendilerini meşru gösterme çabaları, her zamankinden daha çok öne çıkmıştır. Mesela, Osmanlı hükümeti geçmiş dönemlerde İslam’ı siyasal ve devlet ideolojisi haline dönüştürmeyi düşünmediği halde, askeri alandaki mağlubiyetler ve ülkedeki milli/dini ayrışmaların ortaya çıkması gibi sebeplerle ilk defa 19.yy’da buna başvurmak zorunda kalmıştır.

 

Bu bağlamda din, bazen siyasi ideallerin gerçekleştirilmesinde kurtarıcı, bazen de uzak durulması ve pratik hayattan şiddetle uzaklaştırılması gereken bir obje olmuştur. Bu anlayış, eğitim ve öğretim alanını derinden etkilemiştir. Cumhuriyet dönemi öncesi Türk eğitim sisteminde din eğitiminin yerini anlamak için Tanzimat döneminde takip edilen şu politikayı görmek yeterli olacaktır. Bu dönemde eğitimde yenileşme hareketleri adı altında bazı okullar açılmış ve bu okulların ders müfredatında din ve ahlakla ilgili hiçbir derse yer verilmemiştir. Bunun yerine daha çok Fransızca dersine yer verilmiş olması dikkat çekicidir.

 

Osmanlı Devletinin yabancı devletlerle ilişkileri özellikle II. Mahmut’un son on beş yılında (1808-1839) iyice artmış ve Avrupai usullere yönelişler bu dönemde her geçen gün daha da önem kazanmıştır.

 

1839 tarihinde Mustafa Reşit Paşa tarafından okunan ferman ile fiilen başlayan Tanzimat dönemi, çağdaş Avrupa seviyelerine ulaştıracak reformlar en hızlı şekilde uygulanmıştır.

 

Bununla kalınmamış olacak ki Islahat Fermanı ile birlikte, gayrimüslimlere kültür bağımsızlığı, okul açma ve Türk okullarına giriş hakkı tanınması gibi hükümlerin bulunması dikkat çekicidir. Azınlıklar bu fermandan sonra eğitim sahasında ciddi bir yapılanmaya gitmişler, memleketin her tarafında milli ve dini okullar açmışlardır. İlginç değil mi, kendi okullarımızda din ve ahlak derslerini bir bir eğitim müfredatında kaldırırken azınlık okulları serbest bir şekilde dini okullar açabilmiştir. O kadar ki, bu okullar ilerleyen yıllarda devlet için zaralı faaliyetler yürütmüş devlet için tehlike arz etmeye başlamıştır. Ama azınlıklar siyasette ve eğitimde bazı idealleri uğruna amellerinden asla vazgeçmemiştir.

 

Görüldüğü gibi bugün tartıştığımız din, ahlak eğitim ve öğretim meselesi sadece bugünün meselesi olmamış, geçmiş iki yüz yılın meselesi olmuştur.

Tartışmaların daha da alevlendiği Cumhuriyet dönemine gelmeden önce bu dönemlerin genel politikasına, eğitim sistemine ve eğitim sistemi içindeki din eğitimi’ne bakmak gerekir.

 

 

v_altun44@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Mar

BEDİR'DEN ÇANAKKALE'YE

12Mar

AKİF VE İSTİKLAL MARŞI

23Ağs
06Ağs
28Tem

ABD, MALATYA VE BBC