DÜNÜN İLİM BUGÜNÜN İLGİSİZ ŞEHRİ: MALATYA


 

Malatya, Cumhuriyet Döneminden bu yana devlet bürokrasisine ağırlığını koymuş ve adından

sıkça bahsettirmiş bir şehir. Özellik tarihi serencamına bakıldığında, Malatya'nın Osmanlı

Döneminden bu yana bir ilim şehri olduğunu görürüz. Bir geçiş oktası olması hasebiyle de

Doğu'nun ilim ve irfan ehilleri Malatya'ya gelir burada ilmi konuda kendini yetiştirir, işin

mürekkebini tam olarak yuttuktan sonra diğer illere gider ve oranın ilim ve kültür dünyasına

katkıda bulunur. Tabir­i caizse Malatya adeta ilim ihraç eden bir il konumundaydı.

Malatya, tarihinin çetrefilli dönemlerinde kaybetmeyle kazanma çizgisinin en ince ayrıntısını bilen

bir şehir. Kaybettiğini tekrar kazanma ruhu olan bir destan şehir.

Malatya denilince akla ilk olarak Seyyid Battalgazi gelir. Malatya'ya Destan şehir kimliğini

kazandıran Battalgazi, 690­695 yıllarında Eski Malatya'da doğmuş anadolunun islamlaşmasında

büyük katkıları olmuş bir seyyit. Destan şehir yanında, ilim ve medeniyet kimliğini nüfuz etmesiyle

İslam inancının tasavvufi birikimini şehre dokuyan Muhyiddin­i Arabi ve Sadrettin Konevi yine

Malatya'nın manevi değerlerindendir. 1618'de Malatya'nın Soğanlı köyünde dünyaya gelen Niyazi

Mısri ve daha niceleri...

Tarihsel olarak bir çok değeri içinde barındıran Malatya, tarihi hiçbir zaman seyretmemiş, tarihin

akışına yön vermiş bir şehir idi. Bu özelliği yakın döneme kadar sürmüş olan Malatya, bugün

tarihinden kopma noktasına gelmiş bir şehir görünümünde. Kökü sağlam fakat dalları çürümüş bir

ağaç misali...

İlme, tarihi medeniyete bugün bir katkısı olma derdinde olmayan bir şehir ve gittikçe ruhsuzlaşan

bir hüvviyet. O kadar değerlere sahip bir il nasıl olur da bu kadar değerlerinden ilgisiz hale gelir? 

Bir şehrin fiziki şartları kadar onun ruhunun da ıslah edilmesi lazım. Malatya'nın tekrar destan,

ilim, medeniyet şehri olması için çok şeye sahip olduğunu, eksik olan tek şeyin bizlerin ilgisizliği

olduğunu belirtmek istiyorum. İlim, irfan ve medeniyet sahibi olmak belli bir kültür birikimine sahip

olmakla mümkün olabilir. Sadrettin-i Konevi'den bahsettik. Bugün Konevi hazretlerini yaşatan bir

değer var mı? Yok malesef...

Halbu ki bir çok eseri olan bir zat bugün şehrin damarlarına nüfuz etmeliydi. Konya bu konuda daha

ileride diyebilirim. Biliyorsunuz Sadrettin Konevi Malayalıdır ancak, Konya'ya gitmiş o şehirle özdeşleşmiş

ve o şehrin maslahatını almıştır. Bugün Konya'da Konevi sohbetleri adı altında yıllardır süregelen okuma

halakası geleneği devam ediyor. Aynı şekilde Mevlana da Şems-i Tebrizi de Konya'da bugün hala

değerleriyle yaşatılan manevi zatlardır. Bir şehir atisine sahip olmakla geleceğe uzanır. Atisini karanlık

görüp azmi bırakmaz...

Tam da burada Malatyalı Niyazi Mısri'ye kulak verelim;

Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş

Burhan aradım aslıma, aslım bana burhan imiş...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Mar

BEDİR'DEN ÇANAKKALE'YE

12Mar

AKİF VE İSTİKLAL MARŞI

23Ağs
06Ağs
28Tem

ABD, MALATYA VE BBC