BEDİR'DEN ÇANAKKALE'YE


Aslımızı bulma arayışında olduğumuz bugünde, kurtuluş yolunun Çanakkale ruhunda geçmekte olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Orada Türk yoktu, Kürt yoktu, Çerkez, Arap, Arnavut, yoktu. Ümmet vardı. Şuur vardı. İman vardı. Çünkü Çanakkale savaşı bir ulusun değil bir ümmetin varoluş veya yok oluş mücadelesiydi. Tıpkı Bedir gibi. Bedirde de, oğul babaya, kardeş kardeşe karşıydı. Hz. Ebubekir’in karşısında oğlu Abdurrahman, Resulullah’ın karşısında amcası Abbas ve damadı ebu’l As, Hz. Ali’nin karşısında kardeşi Akil vardı. Safları ayıran ise sadece hak ve batıl mücadelesiydi.

 

100 yıl önce vuku bulan Çanakkale savaşı 14 asır önce vuku bulan bedir savaşının tekrarıydı. Bedir ki, İslam’ın var oluş mücadelesiydi. İlk savaştı. Mutlaka kazanılmalıydı. Çanakkale ise İslam’ın belki de son savaşı. Her ikisi de var oluş-yok oluş mücadelesiydi.

 

Evet, Bedir Müslümanların ilk savaşıydı. Farz-ı muhal Bedir kaybedilseydi Müslümanlık dirilmeden yok olacaktı. Çanakkale kaybedilseydi İslam ve Müslümanlık kalmazdı. Bedir İslam’ın ilk kalesiydi. Çanakkale ise İslam’ın son kalesi.

 

Hani denilir ya Çanakkale geçilseydi, Bağdat, Şam, Kahire, Mekke, Kudüs de geçilecekti. Sebebi Çanakkale’nin tıpkı Bedir gibi temsil ettiği ruh ve misyondur. Bu ruhu daha yakından anlamak için en az Çanakkale kadar abideleşen Mehmed Akif’e göz atmak gerekir.

 

Çanakkale denilince ilk akla gelen Mehmed Akif’in kaleme aldığı Çanakkale şehitleri şiiridir. Mehmed Akif Çanakkale savaşı esnasında Hicazda necip çöllerindeydi.  Savaşı görmedi. Aslında bütün şairler Çanakkale’ye gitmişti. Ama o görmeden yazdı. Ya da Çanakkale ve Bedir’i birlikte gördü. Çünkü Çanakkale sadece Çanakkale’de yaşanmadı, bütün Müslüman coğrafyasında yaşandı.

 

Ne diyor Akif;

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi

Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.

 

Bedirde Müslümanların tek gayesi tevhid idi. İşte Akif de tıpkı Bedirdeki gibi Çanakkale şehitlerini bedir ashabına benzetiyor. İkisinin de tek gayesinin tevhid olduğunu vurguluyor.

 

Burada şunu düşünmek lazım. Akif neden Çanakkale’yi Malazgirt’teki kahramanlara, İstanbul fethindeki kahramanlara benzetmedi de Bedir ashabına benzetti? Tarihte her savaşın bir sebebi vardır. Bedir’in ise ayrı bir yeri vardır.

 

Efendimiz (a.s) Bedir savaşı öncesinde Allah’a “Yarab savaşı kaybedersek İslam’ı kim ayağa kaldıracak, seni kim anacak, sana artık kim secde edecek”  diye münacatta bulunur. İslam tarihi için bu denli önem derecesi yüksek bir savaş. Toprak elde etmek değildi amaç. Orada tek gaye tevhid idi. Tevhidin var olma yok olma mücadelesi. Bu kadar önemliydi bedir savaşı.

 

Akif de İslam’ı yere düşürmeyecek tek ordu olarak Osmanlı ordusunu görmektedir. Akif Çanakkale’yi hak ile batılın mücadelesi olarak görüyordu. Çanakkale geçilirse, tevhid mücadelesi başarısız olacak, tevhid bitecek. O yüzden diyor Akif; Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhidi.

 

Hülasa-i kelam, gerçekten de Çanakkale’de Mehmetçiklerin kanı tevhidi tekrar kurtarmıştı. Tevhid sancağı Mehmetçiğin mübarek kanıyla yıkanmış bizlere emanet edilmişti. Bize düşen o emaneti kirletmemek, yere düşürmemek...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Mar

BEDİR'DEN ÇANAKKALE'YE

12Mar

AKİF VE İSTİKLAL MARŞI

23Ağs
06Ağs
28Tem

ABD, MALATYA VE BBC