Sen,ben, biz Aynıyız


Bugün farklılıklar üzerine değil de aynılıklar üzerine düşler kuralım. Kalemimizin ucunu da o yöne

çevirelim. Kıblemiz bire ve birliğe doğru olsun... Hep desek de farklıklar ve yenilikler ufkumuzu açar,

yeni yollar öğretir diye bazı anlarda vardır ki tanıdık fikirler; bildik, emin yollar gerekir insana. Sürekli

farklılık içinde durmak özünü unutturur. Her an yabancı dil konuşan insanlar öz dillerini eskisi kadar

güzel konuşmakta zorlanır. Öyle işte biraz nazlı ve nankördür bu işler. Dolu dolu yaşamak herkesin

harcı değildir zaten. Tarih defterleri öyle göstermiştir ki isimleri çağlardan beri yankı bulanlar dolu

dolu yaşayanlar olmuştur. Ve bu insanların mücadeleleri kalınca kitaplara konu olmuştur. İnanıyorum

ki o insanlarla aynı olduğumuz taraflarımızı fark edince, bizlerde doluluğa dair payımıza düşeni

alacağız. Peki, Nedir bu aynılıklar? Sevdiğim şarkılardan birinde şöyle bir söz var ‘ Nasıl da paylaşıyor

insan isterse. Nasılda birmiş meğer hasretler. Nasılda mecburmuşuz sabretmeye, sevmeye

öğrenmeye…’

Her sabah uyandığımızda her birimiz farklı şeyler için uğraşsak da; Bir deprem olduğunda hepimiz

aynı korkuyu tadar ve paylaşırız. Farklı kaderlere sahip olsak da aynı gökyüzü altında hepimiz aynı

hasreti soluruz. Ta içimize kadar var oluşumuzu özlemle anıp, yaratıcıyla tanışıklığımızdan beri

hepimiz uzaktaysa; kızımıza, oğlumuza, annemize, torunumuza aynı hasreti duyarız. Korkulara ve

hasrete aynı sabrı gösterir, acele işin sahibine musibetlere gösterdiğimiz sabırla cevap veririz. Farklı

sevme şekilleri vardır illaki. Kimi kızar gibi sever. Söylemeden, belli etmeden, ilgisini sezdirmeden...

Kimi de baştan sona belli eder. İlgisine bakışına her haline yansır. Ama sevgi aynıdır. Şefkat aynıdır.

Sonra, aynı meraktır içimizi kemiren. Yeni şeyler duyup öğrenmeye karşı gösterdiğimiz ilgi,

harcadığımız emek. Aynıdır. Değişmez.

Kimya da formülleri aynı moleküller vardır. Bu duygularında eminim bakılabilse aynıdır formülleri her

insanda. Etkisi farklı olabilse de. Formülleri aynı olan moleküller az çok aynı tepkimeleri verdiğinden

bizim de tepkilerimiz aynı olur. Bizde de böyle değil midir bu? Sevilsek severiz, kızsa birileri bizde

kızarız, biri yanımızda kahkaha atsa ister istemez tebessüm ederiz. Ağlayıp üzülen birini görsek,

hikâyesini dinlesek gözlerimiz dolar bizimde… Bu tepkiler davranışlarımıza yansır. Düğünler de aynı

şarkılarla oynarız, aynı çizgi filmleri izleyerek büyürüz, milli maçlarda heyecanlanıp, bayrağını yerden

alıp öpen miniklere rastlayanınca içimizden aynı anda ‘helal sana’ deriz. Tepkilerimiz ve

davranışlarımız aynı olunca ağızdan dökülen de aynılaşıyor fark ettiniz mi? Zaten kalp lisanını yansıtır

kurulan cümleler. Bir doğum gününde yeni yaşa sahip biri için güzel temennilerimizi aynı cümlelerle

kurarız. Yolculuğa çıkan tanıdıklarımıza benzer cümlelerle dualar ederiz. Sınava giren öğrenciler için,

hastalarımız için… Aynı umut dolu dilekler dökülür ağızdan…

Fırçasıyla hayatı renklendiren bir arkadaşım dünyayı, küçük mavi bir leblebiye benzetmişti. Ve biz o

leblebi kadar küçük dünyada, kocaman yürekler olarak; aynı gök kubbeyi paylaşıp aynı şeyleri yaşar

dururuz. O döndüğü sürece. Aynısın. Aynıyım. Biz Aynıyız…

Vesselam.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Oca

SİZİ ANLAMIYORUM!

12Ara

NİHAYET!

08Ekm

Tüy

23Tem

MESAFE

19Haz