Sen kimsin?


Hep kendimizi çok iyi tanıdığımızı düşünürüz. Ben bu rengi severim, şu davranışlardan hoşlanmam, buradan nefret eder, bu yemeği ağzıma koymam…

Bazen öyle büyülü anlar gelir ki, değişir havası kalbimizin. Ve tanımamaya başlarız kendimizi. Ayaklarımız birbirine dolanır. Çünkü beyin rotasını kaybetmiştir.

Böyle zamanlarda bir pusula bulup buluşturmalı. Sahafları dolaşıp eskilerden kitaplar seçmeli. Eski ben ile yeni ben arasında köprü kurmak için, okumalı, düşünmeli. Başka türlü kuramıyor insan bu köprüyü. Harcına hem sevgi hem mantık katmak gerekiyor. Hem ilim hem bilim. Hem doğu, hem batı. Hem eski hem yeni. Tüm zıtlıkları katıp, can suyunu ekleyince karıştırmak gerekiyor. İyice, en dipten en derinden en yüzeye. Sabırla karıştırmak gerekiyor…

Köprü bitince, sakin ama emin adımlarla karşıya geçince de işler bitmiyor. Bitti sanıyorsunuz, tam köprünün ayaklarına hamak kurup bir güzel uzanacakken insanlar dikiliyor karşınıza. Bu aşama da ne yapmalı sorusunu kendime sorarken, bir yazı ilişti gözüme:

‘Bazı insanlar var, kalplerine kolaycacık girilir. Hafif örtülü dursa da, itince hemen açılır.
Kapısına bekçi dikmemişlerdir. Demir parmaklık örmemişlerdir. Bir hendek açıp, içine ejderhalar koymamışlardır. Bunları yapmaya gerek duymamışlardır. Bazen rastlıyorum onlara. Kapısı açık kalplerinden sızan ışığı görüyorum. İçeride kendileriyle kıkır kıkır gülüşüyorlar. Başkalarıyla neleri varsa bölüşüyorlar. Geleni güler yüzle karşılıyorlar.
Kim öğretti onlara bu kadar kilitsiz durmayı merak ediyorum hep. Bu doğuştan gelen hediye midir, yoksa hayatla diyaloga girdikçe mi gelişir? Bilmiyorum. Belki ikisi de. Zaten çoğu şeyin cevabı: ikisi de.’

 

Hayal kırıklıkları ile edindiğimiz tecrübelerdir belki de bizi kısıtlayıp bir yönden esmemizi söyleyen. Oysa yaratıcı geçmişe takılı kalmamızı istese, gözlerimiz dikiz aynalar gibi hep arkaya bakar, arkada olurdu. Kafamızın üzerinde, en önde değil…

 Harçları katıp karıştıralım. Güzel köprüler inşa edip kapılarını ardına kadar açalım. Bir de böyle deneyelim. Bu yönden eselim. İbremiz burada kalsın. Ayaklarımız kalbimizle uyumlu, sakin ama emin adımlar atsın. Belki de bu rotada üzerimize ‘daralacak ne var?’ ferahlığı yağar…

Vesselam… 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Oca

SİZİ ANLAMIYORUM!

12Ara

NİHAYET!

08Ekm

Tüy

23Tem

MESAFE

19Haz