KAR BEYAZI, KEFEN SICAKLIĞI


‘’ Benzeme sakın renksiz bir hayalete. Çünkü hayatın en güzel resmi senin içinde...‘’

En sevdiğim şarkıda geçen bir söz. Ne güzel yazmış Aaron. Sözcükler mühim şeyler sevgili okur. İnsanlara dokunuyorsun onlarla. Ya iyi yönden; yaralarını sarıyorsun. Merhem oluyorsun. Eşine, dostuna. En önemlisi kendine... Ya da kötü yönden; acıtıp kanatıyorsun yürekleri.  Oysa bedava ikisi de bizle, bizimle. Hangisini seçersen o renge bürünüyorsun. Ve siyahı seçince renksizleşiyorsun. Aaron’un dediği gibi. Hayalet gibi dolaşıyorsun. Duyguların birer birer solup yok oluyor. Beyazı seçince en güzel resmine bürünüyorsun. Tüm renkleri oluşturan beyaz. Kar beyazı…

Artık sana hayatta gördüğüm karelerden bahsedeceğim. Duyduğum kelimelerden, okuduğum satırlardan… Kâh rüyalarımı anlatacağım, kâh hayattan insanlardan topladığım hikâyeleri serpiştireceğim. Satırlarda uyum aramadan... Dil kurallarına batmadan…  Okudukça önce kendimi, sonra seni anlattığımı hissedersin belki. Çünkü ben rastladığım her hikâyede kendimden izler buluyorum. Yaratıcı her şeyi yaşatarak öğretmiyor. Bazen şahit olarak yaşamış gibi oluyorsun…

Mesela bir adam... Evsiz, kimliksiz, soğukta ölmüş. Bilmem hangi şehrin hangi köşesinde. Hangi haber kanalında gördüm onu da bilmem. Sadece yukarıda bahsettiğimiz kar beyazı var ya ona bürünmüş. Sessizce. Haberi dahi yok şu an buralarda birileri ondan bahsettiğinden. Onu yazıyor ve okuyor. Onun kimsesiz, çaresiz hayatına bakıp dersler çıkarıp insanlığından utanıyor. Ahh deyip iç çekiyor… Beyaza bürünenler duymuyor görmüyor. Sessizce uçup gidiyorlar aramızdan. Kar beyazı, kefen sıcaklığında. Kayıp gidiyorlar…

Sonra bir başka kare... Yine bir adam... Hepimizin üzerine doğan güneşle uyanmış aynı yolları almış, aynı otobüse biniyor. Ama aynı olmayan bir şeyler var adamda. Onu farklı kılan, buruklaştırıp, büzüşüp kalmasını sağlayan... Çok geçmeden onunla aynı olduğunu düşünenler fark ediyor ki kış günü çorapsız giydiği terlikleri adamı başka yapıyor. Aynı değil artık diğer türleriyle. Farklılaşıyor. Acılarıyla daha bir insan oluyor. Kar beyazı kanatları oluşuyor sanki. Ya da oluşmuyor. Üşüyen, soğuktan moraran ayaklarına bakanlar böyle düşlemeyi tercih ediyor… Damlaya damlaya göl oluyordu, o gün otobüste göller kuruyor…

Bir diğer kare… Boş verelim. Zaten sonrası önemini yitirdi.  Bu iki adam hatırına dönen dünyanın dengesi bozuldu. Birini kaybettik. Diğeri yarım. Ama biz varız. Var olmaya devam etsek mi sevgili okur? Böylece bu halde?  Ben bilemedim. Gerisini sen tamamla. Kalem sende. Yüreğinde…

Vesselam…

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Oca

SİZİ ANLAMIYORUM!

12Ara

NİHAYET!

08Ekm

Tüy

23Tem

MESAFE

19Haz