HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!


Hayat ibresinin yönlerine aldanmamak gerekiyor. Emin olmamak gerekiyor tekbir nidaları dışında hiçbir şeyden. Bir olan dışında başka birlik olmadığını anlamak, kendine dahi güvenmemek gerekiyor. Çünkü beşeriz şaşıp şaşıp kayboluyoruz kendi içimiz de bile. Ne htiğimizi bilemez oluyoruz. Kararsızlığa düşüyoruz, kalkıyoruz yürüyoruz. Sonra tekrar düşüyoruz. Dizlerimiz kanıyor. Sonra kabuk bağlıyor. Ve tekrar düşüyoruz... Hani geçen hafta bahsettik hayat amacı var her bir yaratılanın diye. Hayatın da amacı bu! Düşürüp tekrar kaldırmak... Hal böyleyken ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ repliği ne güven saçıyor değil mi? Güven değil de ego kokuyor biraz. Sevimli gelmiyor bana. "Hiç olmayacak. Asla olmayacak." İleri görüşlülük de master yapılmış gibi.. Bu eminlik nereden böyle? Biz ki bin kere tövbelere sığınıp bin birinci de dönenleriz. Ne olursak olalım gidenlerdeniz. Düştüğümüz de biliriz her an çalacak bir kapımızın olduğunu.  Bir elimiz bırakılsa, her daim diğerini sımsıkı tutanımız var… Düşünsenize bir hata yapıyorsunuz. Mesela hepimizin hemen düştüğü bir hata olsun. Dedikodu yaptınız pişman oldunuz ve tövbe edip artık daha dikkatli davranma kararı aldınız. Açtınız elinizi dualarınızı sıralıyorsunuz. Ve red cevabı alıyorsunuz. "Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaakk!!" diye bir ses. Öyle mi yazıyor kitabımızda? Öyle mi davranmış  rehberimiz? Bizde ki bu eminlik ne öyleyse?  Ya da eminsizlik mi demeli? Umutsuzluk... Diyeceğim o ki olur kardeşim her şey eskisi gibi de olur, eskisinden güzel de olur. Kaybettiğinizi sandığınız dostluklar da, şansını tükettiğini düşündüğünüz eşiniz de, kardeşiniz, akrabalarınız... Herkesle. Her şeyle... Çünkü ne düştük diye kalkamaz oluruz, ne de kalktık diye bir daha asla düşemeyiz diyebiliriz… Bunu küçükken oynadığımız atari oyunlarına benzetiyorum. Hangimiz başlar başlamaz bıraktık o oyunları? Game over yazısını gördükçe yaptığımız hataları fark edip düzelttik. Elimiz alıştıkça daha iyi oynadık, başardıkça birilerine bile öğrettik. Her şey daha iyi oldu…

 Aslın da sorun şuradan kaynaklanıyor. Beynin doğası gereği boş bırakınca olumsuzluklara odaklanıyor. Resmen karanlıkta oturup hayatımıza dair olumsuz senaryolar üretiyor. Gelin açalım lambaları. Alalım kalemi onun elinden. Her şeyin daha iyi olabilme ihtimalini de düşünelim. Ve kendi çabamıza bağlı kılınan senaryoya hayat verelim. (kapılmamalı ki hep güneşli pırıl pırıl da kalmayacak hava. Aman diyeyim şemsiyeni de unutma!) Başta kendimize, sonra sevdiklerimize, belki küsüp bıraktığımız ders kitaplarına "hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dediğimiz ne varsa bir şans daha vermeye; Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır eminliğiyle...

O zaman kolay gelsin.! Hepimize... Her birimize...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Oca

SİZİ ANLAMIYORUM!

12Ara

NİHAYET!

08Ekm

Tüy

23Tem

MESAFE

19Haz