Carpe Diem! (anı yaşa)


Sahi ne kadar kalıyoruz için de bulunduğumuz anda? Başka bir şey düşünmeden kaç dakika yaptığımız işe odaklanıyoruz? ( bana hiç mi hiç sormayın yapabilsem yazıyor olmam. :) )

Meşhur kitap Simyacıyı okuyanlar bilir orada şöyle bir kısım vardır:

‘’Hayatın gizemini ve mutluluğu arayan bir genç vardır. Bu genç hayatın gizemine ve mutluluğun kaynağına ulaşmak için bilgelerden yardım ister. Ve sonunda derdine bir kralın derman olabileceğini öğrenerek bilge kralın karşısına çıkar. "Bana hayatın gizemini ve mutluluğun kaynağını anlatır mısınız?" der. Kral kendisine daha sonra yardımcı olabileceğini söyler. Şimdi gidip sarayını dolaşmasını ister. Gence bir kaşık verir. Kaşığın içerisine de iki  damla yağ koyar ve yağı dökmemesini tembihler. Genç gidip sarayı dolaşır ve kendisine söylenen saatte tekrar kralın karşısına gelir. Kral: "Sarayımı iyice dolaştın mı?" der. Genç "evet" der. Peki der  kral; gencin elindeki kaşığa bakar, yağ dökülmemiştir. Kral: "Sarayımdaki ünlü ipek halıları gördün mü?" der. Genç "hayır" der. Peki, bahçemi gezdin mi? Çok güzel çiçekler vardı, bahçıvanım onları uzun yıllarda yetiştirdi, onları gördün mü diye sorar. Genç "hayır" der. Kral, ya muhafızları gördün mü? Çok eğitimli ve disiplinli bir ordum var. Genç, görmedim der. Kral, tekrar kaşığa yağı damlatır ve "yeniden sarayımı gez" der. Etrafına iyi bak, demeyi de ihmal etmez. Genç elinde kaşıkla birlikte tekrar sarayı gezmeye başlar. Sarayın muhteşemliğini görür, şaşkınlıkla tekrar kralın karşısına gelir. Hayretler içinde krala gördüğü bahçeden, ipek halılardan ve sarayın muhteşemliğinden söz eder. Bilge Kral, kaşıktaki yağa bir bakalım, der Gencin elindeki kaşıkta yağ kalmamış, hepsi dökülmüştür. Bilge Kral gence: İşte hayatın gizemi ve mutluluğun kaynağı budur, elindeki iki damla yağı yitirmeden etrafına bakabilmeyi öğrenmektir, der…’’

Elinde ki yağı unutmadan yaşayabilmek… Güç iş doğrusu. Bunun için temiz bir zihin sakin bir ruh hali gerekir. Yaşadığın anda kalıp günü yakalayabilmektir bunun sırrı da. Yani ki saçlarımızı tararken sadece saçlarımızı düşünmeliyiz. Yemek yerken sadece lokmalarımızı. Kitap okurken sadece okuduğumuz satırları. Birileri bir şey anlatıyorken sadece söylenenleri... Hangimiz yapabiliyoruz bunları? Yine bir kitapta  (Peyami Safa Yalnızız) çok sevdiğim karakterlerden biri yemek tutkunuydu. Her lokmasından haz alır, içinde ki malzemelerin her birini anlamaya çalışır tadını çıkarırdı. Bizimse kafamız karmakarışık. duygularımız gene öyle. Telefonlarımıza gelen bildirimler gibi. Face de gezinirken aklımız whatsappta. Oradayken haber sitesinde. Buradayken başkasında… Telefonu elimizden bıraktığımızda da  alışkanlık devam ediyor. Yemek yerken telefonda kalıyor aklımız. Telefondayken derslerde. Dersteyken başka şeylerde. Bu liste uzayıp gidiyor. Neden? Çünkü epey bir karışığız. Düğüm düğüm olmuş yumak gibi dolaşıyoruz. İpin ucunu kaçırmışız. Bulup açanımızda yok. Bir şeye tamamen odaklanmak mı? Zor çok zor. Niye böyle olduk?

Bence kelimelerin anlamını sınırladık o yüzden. İpini elinde tutan biri bir vakit çıktı ve dedi ki ‘anı yaşayalım.’ Karamsar biri de dedi ki ‘heyy! anı yaşarsak yarına ne olacak seni hadsiz! Haz peşinde mi koşacağız? Sadece bu an için mi geldin de hep burada kalacaksın.... ?’

(Baz soru işaretleri gereksizdir. Karşıdakinden cevap almayı bekle(n)mez(ler) bazen. Buda öyle bir soru. Cevap beklense zaten an yaşanır olurdu...)

Kafese konulmuş maymun ((psikoloji de meşhur bir deney. Bakınız: http://www.muminsekmanfan.com/tr/sabah-yazari-sengul-baliksirti-her-sey-seninle-baslari-yazdi.html)) misali denenmeden, belki de öyle değildir demeden yürürlüğe girmiştir. Nesiller boyu da dokunulmaz olarak kalmıştır. Oysa kelimeler, pek çok anlamlara gelir. Sınırlamamalı…

Neden biri de çıkıp dememiştir ki dün bitti. Gelmeyecek. Yarın gelir mi bilinmez. An şu andır. İyiysen şu an iyisin. Arttır iyiliklerini varlığına varlık kat. Kötüysen şu an yaptığın kötülük yüzünden. Silkelen kendine gel...

Anı yaşa!

Hastaysan şu an. Dün böyle değildim neden ben isyanına düşme. Bırak kalsın dünkü sağlığın. Yarın ki sağlık da daha gelmedi. Anında et duanı. Şu an göster sabrını. başka zaman anlamı olmayacak..

Anı yaşa!

Sıkılıyorsan şu an. Tefekkür et. Dün çok güzel vakit geçirdim sıkılmadım deme. Yarın keşke şunları yapabilsem deyip her anini düşle örtme. Anda kal. Tefekkürüne kat kelebeği, kuşu ağacı bir iki satırı...

Anı yaşa!

Pişmansan göz yaşlarınla temizle yüreğini. Ahh!! keşke deme düne bakıp. Acaba yine? deme yarına…

Benim sözlüğüm de anı yaşamanın en güzel anlamı tevekkül hali. Teslimiyet yani... Yaradan geçmişe takılıp kalmamızı istese gözlerimiz arkada olurdu. Dikiz aynası gibi bakınıp dururduk. E Olmayan belirsiz geleceğe de tutunamayız. O halde tek çare : "carpe diem "

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Oca

SİZİ ANLAMIYORUM!

12Ara

NİHAYET!

08Ekm

Tüy

23Tem

MESAFE

19Haz