Niçin Yazıyorum?


Yazmak güzel bir şey ancak “körler sağırlar birbirini ağırlar” misali, yazdıkların okunmadığı zaman, ya da okunmadığını hissettiğin zaman çekilmez oluyor.

Bu köşede yazmaya başladığım günden beri hep bu tecessüsü güttüm.

Anlamsız ve yersiz olabilir bu vesveseler ama…

Aması şu ki; birileri beni okusun diye yazmıyorum artık.

Samimi okurlarımdan özür dileyerek, bu köşede gazetecilik yapmıyorum/bir gazeteciden beklenilenleri vermiyorum.

Belki de kafama üşüşen anlamsız düşüncelerden kurtulmak için…

Ya da mideme kramplar koyan ve beynimde kronikleşen yazma hevesimi biraz gidermek için yazıyorum.

Bu niyetle yazdığım için siz değerli okuyucularımın beklentilerine cevap vermemiş olabilirim.

Bu nedenle samimi okurlarım için ‘favori yazar’ gömleğimi çıkartarak açık, net ve çıplak bir ifadeyle; bu köşeyi işgal eden bu yazar ‘bir kazmaya sap olamaz’

Olamaz çünkü…

Çünkü’sünü, şimdilik geçelim…

Doğrusu Malatya matbuatında yazmak artık beni heyecanlandırmıyor.

Malatya yerelinde hangi gazete, dergi, haber porteli olursa olsun benim için -üç aşağı, beş yukarı-  hepsi bir…

Ne var ki, ben de bir türlü “yerellilikten” kurtaramadım kendimi.

Daha doğrusu bu konuda elimizde tutan biri olmadı. Bu güne kadar, bu yolda ne kadar ilerlediysek dişimizle tırnağımızla geldiğimiz yere gelebilmişiz.

Doğru; kimseye karşı eğilmedik, dik durduk, bildiklerimizi açık ve net yazmaktan geri adım atmadık ama bir türlü dal-budak da salamadık.

Dal-budak salamadık zira meyve vereceğimiz ilklimi, toprağı (kafamıza göre bir basın-yayını) bulamadık.

Bu güne kadar ya kurak bir toprağa ya da çorak bir topraktan meyve vermeye beklenildik…

Bir de kalemimiz hep birilerini rahatsız etti. Doğruları her yazdığımızda birilerinin gözüne battı/batmış olacak ki hep budandık durduk.

Budana budana ne olacaktık ki?

Değil meyve vermek, gölgesi olmayan bir ağaca dönüşüverdik.

İnanın kendimi gölge vermeyen basit bir çalı ağaca benzetiyorum.

Oysa benim bende beklediğim dalları gür, gölgesi derin ve serin meyveye durmuş bir ağaç gibi faydalı olmaktı.

Bazen düşünüyorum da; hiç mi yazmasam…

Yazmasam belki daha hayırlı olacak ama…

Ama o zaman da boş dönen bir değirmenin taşları gibi kendi kendimi öğütüp dururum.

Kim bilir, belki de kendi kendime zarar vermemek için yazıyorum…

sbasibuyuk@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
10Kas

Feryadım…

01Kas

MÜJDEEE!..

30Ekm

TAŞIMALI EĞİTİM…

20Ekm

“NAL-I ŞERİF”

10Ekm

BU HOCALARA NELER OLUYOR