AB,İNGİLTERE,ALMANYA VE TÜRKİYE


Müthiş bir hızla dağılan bir yapı...
AB...
'Nereden gelip,nereye gittiğini bir türlü anlamayan ve bilmeyen AB' daha kendilerini analize etmeden sürekli Türkiye takıntısı ve nefreti üzerinde kafa yoran bir topluluk...
Kendi arşivlerinde bile türlü türlü sicili kabarık dosyaların varlığına rağmen arlanmayan, hayalanmayan ve ne idükleri belirsiz bir kaos topluluğu...

AB üyelerinden veto hakkına sahip ülkelerin Türkiye'ye ve Erdoğan'a olan kindarlıkları ve öfkeleri onları haksızlığa itiyor.Akıl tutulmasının yol açtığı gerginlikle ne yaptıkları belli olmuyor.Söyledikleriyle yaşananlar arasında kara delikler hep mevcut...

'Türkiye 3000 yılına kadar AB'ye giremez.' diyen İngiltere başbakanı David Cameron, 3 gün içinde kendisi AB'den lağvedildi.İngiliz halkın yüzde 51.8'i AB ayrılmak isteyenler büyük çoğunlukta iken, %48.2'lik bir blok ise AB kalmak isteyenler idi.Yani AB, yoluna artık İngiltere'siz devam edecek.

İngiltere, aslında baştan beri AB karşı mesafeli duruyordu.AB uluslararası para birimi olan euro'ya geçmeyip sterlin para biriminde kalmaları,aslında AB ile olan iplerinin çok da sıkı olmadığını gösteriyor.(NOT: AB üyesi olup euro'yu kullanmayan ülkeler:ingiltere,danimarka,isveç,litvanya,letonya,çek cumhuriyeti,polonya,macaristan,bulgaristan,romanya)
Diğer yol ayrımı nedenlerine baktığımızda schengen-vize birliği,avrupa sosyal şartları,temel haklar şartları gibi alanlardaki düzenlemelerde ingiltere kendini bir anda AB çemberinin dışında buldu.Ayrıca AB üyeliğinin ekonomik yönetişim ve bilişim,egemenlik sahaları,uluslararası rekabetçilik ve son zamanlarda dünyanın diken üstünde durmasına neden olan göç ve mülteciler sorunu konusunda kendilerine yük getirdiğine inanıyorlar.

Büyük Britanya seçmeni,sandık başına giderek ülkelerince büyük hayati önem taşıyan Avrupa'nın geleceği babında rol oynama hakkından artık vazgeçti.
Bundan sonraki süreç büyük olaylara gebe kalabilir.Mesela başta ekonomik etkenler olmak üzere ülkeleri bu karardan nasıl etkilenecek?
Ülkelerinin geniş bir vizyon kaybettiği muhakkak, acaba bu durum İngiltere’nin içe kapanmasına yol açacak mı?
AB üyelerinin bundan sonraki süreçlerde ingiltere hakkında yer alacağı roller neler olacak?
Hangi ülkeler bu referandum sonucundan memnun ve hangileri mutsuz?
Birleşik krallığın diğer kolları olan Galler,İskoçya ve Kuzey İrlanda; İngiletere'nin bu kararı dorultusunda isyan bayrağını açmak gibi bir fikirleri var mı acaba?
İsyan ve bağımsızlık belirtileri mevcut mu?

IMF ve Dünya Bankasının AB'deki bu önemli değişiklikte izleyeceği temel rotayı gerçekten şimdiden merak ediyorum...

Kazanlar şimdiden kaynamaya başladı...

Bundan sonra AB haritasında önemli değişiklikler olursa şaşırmayın.620 yıllık büyük Osmanlı İmparatorluğu bile çökmeye yüz tutmuşsa;aynı şekilde Büyük Krallık İmparatorluğunun köklerinden çıkan fay hatları, ülkeyi bir korku ve devrilme tüneline girdiğini söylemek zor değil.Çünkü milletler ve ülkeler topluluğu bir imparatorluğun devri değil bu 21.yy...

Büyük çöküşün yaşanması artık kaçınılmaz hal almış...

Birleşik Krallık başbakanı David Cameron basın toplantısı düzenleyerek istifa söyleminde bulunduğunda yüzündeki kederi,buruşukluğu ve gamı görmemek için kör olmak lazım.AB vagonundan ayrılışının üzüntüsünü de hemen yanındaki eşinin yüzündeki kırılganlığını görmemek elde değil...

Artık geri dönüşü olmayan bir yola giren İngiltere, Türkiye'ye karşı efelenmekten ve posta koymaktan vazgeçmelidir...

Aynı şekilde Türkiye'nin ermeni katliamı yaptığı yönündeki referandum sonucu soykırım oylamasında rol oynayan almanların,ikinci dünya savaşı sırasında Adolf Hitlerin führerizm despotluğu ve diktalığı zamanında yaşanan katliamları görmezden gelmesi tam bir trajikomik.75 yıl önce fırınlarda yakıp yıktığınız çocuklar bir film şeridi gibi insani duygulara sahip tüm insanların gözü önünden geçiyor ve bu yaşanmış gerçek olaylar bütün çıplaklığıyla hünerini koruyor.Ayrıca
Kendi imparatorluklarını ve ırklarını yaratmak adına diğer milletlerden ve etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek,toplama kamplarında,fırınlarda yakarak ve gaz odalarında ölüme terkettiğiniz insanlık dışı vahşetinizi ve barbarlığınızın üstünü diğer ülkelere göz dağı vererek ve alttan duygu sömürüsü yaparak örtemezsiniz.Posta gibi alnınıza çakarlar.Nerden geleceğini kestiremeyeceğiniz balyozlar kafataşlarınızda dans ederler.

Avrupanın ikiyüzlülüğü,izansızlığı ve densizliği bu iki ülke ile sınırlı değil.Afrikadaki masum ve çaresiz insanları katleden Fransa'nın geçen günlerde 'Türkiye soykırım yapmadı.' demeyi kanunla yasaklaması ayrı bir akıl zehirlenmesidir.

Kafalarını ve düşünme yeteneklerini Türkiye kindarlığını ve öfkelerini beslemekle bozmuşlar...

Bundan 100 yıl önce Kurtuluş Savaşı ve 1.Dünya Savaşı zamanında İngiliz aklıyla topraklarımıza göz diken taşeron Yunanlılara ne demeliyiz?
Üstelik yalnızca topraklarımıza saldırmadılar.Bu densizliği fransızlar,italyanlar ve ermeniler de aynı haçlı zihniyetli orduda saf tutan orducuklardır.Sonrası ise malum hepimiz ortaya çıkan sonuçları biliyoruz.

Nasil bir medeni(?) topluluk bu...

Anlamsızlığın ve orantısızlığın dibini boylayan topluluğun içine düştüğü durum gerçekten vahim...

Sevgili okurlarımız...

Son zamanlarda Avrupa kıtasında yaşanan krizler,canlı bombalı eylemler,terör estirisi,devletler arası siyasi ve askeri gövde gösterileri,topluluklar arasındaki siyasi denklemlerin yön değiştirmesi,AB üyeler arasındaki anlaşmazlıklar,İngiltere'nin AB ayrılması... gibi yaşanan gelişmelere baktığımızda dünyaya bir virüs gibi yayılmış, Afrika ve ortadoğu bölgelerinde sömürgecilik veya manda-himaye-piyon faaliyetlerinde bulunarak insanların kanını emmekte tesirli haz duyan AB efsanesi artık ilerleme seviyesini doldurdu.Bundan sonra AB yavaş yavaş duraklamasını,hızını alarak çöküşünü ve müthiş bir hızla da parçalanıp dağılışına tanıklık edebiliriz.Bizlere aksettirilen fotoğraf tam da bu yönde...

Bu bağlamda Türkiye için en mantıklı,çıkarlı ve etkili yol 'HASTA ADAM AVRUPA'DAN' kendini sıyırmak, kötü gidişata ve kadere kendini ortak etmemek ve AB girme düşüncesine kendini mahkum etmemek...

Aynı şekilde her yüzyılda siyasi, askeri,ekonomik alanlarda denklemler,parametreler ve haritalar genellikle degişiyor.Devletler de bu değişimden nasibine düşeni almak için gerekli olan hamlelerde bulunurlar.21. yy.'da yeni bir harita,yeni bir düzen,yeni bir omurga ve yeni bir dünya kuruluyor.Bu düzen içinde Türkiye, hemen hemen tüm alanlarda en büyük potansiyele sahip sayılı ülkelerden biri...

Bu geleceği doğru analize etmeliyiz.Gerekli adımları atmaktan kaçınmamalıyız ve jeolojik,stratejik ve jeostratejik fırsatlardan doğru ve emin bir şekilde yararlanmalıyız...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Kas

TUZLU KAHVE

06Ekm

Keşke Hiç Büyümeseydik...

16Oca

Ben dilenci değilim...

12Ekm
28Ağs

SAHİL, O GECE VE GÖNÜL...