KEMALATIN DORUĞUNDA GELEN SESLER-2


Geçen yazımızda Boranlı Mustafa Baba'dan bahsetmiştik. Hazret, musafaha yapmaya pek ehemmiyet verir idi. Sabırlı ve mütehammil idi.

Güzel ahlâklı, geniş yürekli, derya gönüllü idi. Elbisesi temiz ve yeni idi. Bilhassa kül renginde elbise giyinirdi. Güzel kokular kullanırdı. Yemek yedirmekte çok cömert idi. Herkesi doyururdu.

 

Bahîl ve cimri değildi. Kimseyi hakir görmezdi. Mürüvette kusur etmezdi. Sırrını kimseye açmazdı. Hayırlı kimselerle arkadaşlık yapardı. Facirlere müdârât gösterirdi. Bir fitne ve fesat duydu mu onu ıslaha koşardı. Bir yerde salaha yüz tutmuş iyi işler duydu mu onları da arttırırdı. Kendisini ziyaret edenleri de etmeyenleri de ziyaret ederdi. Kendisine iyilik yapanlara da kötülük yapanlara da daima iyilik yapardı. Arkadaşlarından hastalananları kendisi ziyaret ederdi. Göremediklerinin ahvalini soruştururdu. Kendisine gelmeyenlerle alakadar olurdu.

 

Elinden geldiği kadar insanlara sevgi gösterirdi. Herkese selam verirdi. Meclisine gelenlere kıymetli bilgiler verirdi. Ehemmiyetsiz şeylerle uğraşmazdı. Onlarla arkadaş gibi olur, hatta bazen şaka yollu latifeler bile yapardı.Yanına gelenlerden hiçbirine can sıkıntısı ve bezginlik göstermezdi. Kendini onlardan biri imiş gibi tutardı. Onlara iyi niyet gösterirdi…

 

Ve daha bunlara benzer pek çok fazilet ve meziyetle bezenmiş muttaki, arifi billah kişiliği haiz bir Allah eri idi. Bu ve bunlara benzer yüksek ahlâkı ve fazilete bağlılığının derecesi, onun için âdeta tabiat hâline gelmiş bir meleke olmuştur. O kendisini yüksek ahlaki meziyetler ve manevi değerler üzerine yetiştirmiştir. Hakir ve kötü işlerden daima uzak kalmıştır. Yalnız dine münafi olduğu için değil, insanlığa da aykırı olduğundan masiyetleri terk eder, günah olan şeylerden kaçınırdı.
O, Şeriat çizgisinden sapmadı, bu çizgiden gidenleri de baş tacı yaptı. Elli yıl boyunca Boran Köyü Camii’nde fahri olarak İmam-Hatiplikte bulundu. 1958’lerde din görevlilerine maaş bağlanınca bu parayı kabul etmedi, affını isteyerek görevinden ayrıldı.

 


Boranlı Mustafa Baba’nın hayatta tek arzusu Kur’anî yaşamı idame ettirmek idi. Söz ve hareketinde sünnetullahtan şaşmayan mü’min, muvahhid bir kimse olup köyünde ve şehrinde çevresindeki pek çok insanlar ittifakla onun siyasetle, partilerle, şuculukla, buculukla uzaktan veya yakından az da olsa bir ilgisinin bulunmadığını, ömrü hayatında bir defa olsun sandık başına gitmediğini, seçimlerde oy kullanmadığını, yine her kesimde, her partide sevenleri, talebeleri olduğunu, onun partiler üstü bir kişiliği haiz bulunduğunu ortaya koymuşlardır.

 

Müşarünileyh, bazı kendini bilmezlerin tavsif ettiği gibi otorite peşinde koşmaktan müstağni, ispiyonlamak, fişlemek, gammazlamak vb… adi ve iğrenç vasıflardan beri, toprak ağalığı bulunmayan, elinin açıklığı ve sahî kişiliği ile tanınmış, çevresindeki bir çok insan gibi orta halli bir hayatı idame ettiren, cemiyet-cemaat adamı özelliğini haiz, tevhit ehli ve de kemalat sahibi kadri yüce bir kimse idi. Bazı fırsatçıların kin saçan kalemleriyle Yaşar Kemal’in İnce Memet adlı romanından esinlenerek

 

Boranlı Şeyhi Abdi Ağaya, pederleri-fikirdaşları olan kişiyi de İnce Memet’e benzetip hedeflerindeki zata; Boranlı Babaya, iftiralar yağdıran, onu adi ve iğrenç bühtanlarla tağyir eden dolayısıyla bilinçli olarak onun şahsında mensubu olduğu Ehl-i Sünnet ekolünü – hafızaları almadığından – İbni Teymiyye-vari hücumlarla, yalan-yanlış anlatım biçimleri ve de dile alınamayacak hakaretlerle yerden yere vurmaya uğraşan bu müstağripleri Allah’a havale ediyoruz.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Tem
29Nis

KUVVETİN DORUĞUNDAKİ DEV

12Nis
06Nis
01Nis