TOPLUMSAL ÇATIŞMANIN AYAK SESLERİ


Ortadoğu meselesi Türkiye için ciddi bir öneme sahiptir. Bu nedenle, söz konusu bölgede ortaya çıkan hemen hemen bütün olaylarda Türkiye’nin de adını duymak alışılmış bir durumdur.

Ancak bu durum, Türkiye’nin bu bölgede söz sahibi olan bir ülkeden çok, bölgeye mahkum olma zorunluluğu ile açıklanabilir. Bugün Suriye halkına karşı göstermiş olduğu merhametin kaynağı her ne kadar İslami olarak görünse de, Türkiye’nin jeopolitik konumu da kapıların açılmasını zorunlu kılmıştır.

Konumu itibariyle bir mahkumiyetin varlığı tabi ki de ülkenin çaresizliğini, acziyetini ve bilinçsiz bir şekilde hareket etmesini göstermez. Ancak görünen o ki,

Suriye politikasında Türkiye uzun vadede ortaya çıkabilecek ciddi sorunlara gebedir. Özellikle toplumsal düzeyde Arap halkının Türk toplumunun gelenek ve göreneklerine aykırı bir tutum içerisinde olduklarını görebiliriz.

Tüm bunlar kısa vadede görünebilecek boyutta olmayabilir fakat ayak seslerini İstanbul’un Fatih ilçesinde görmek mümkündür. Bu bölgede geçmişe nazaran ciddi bir nüfusa sahip Arapların bölgeye tahakkümüyeti gerçekten önemli bir boyuta ulaşmıştır.

Öyle ki yakın zamanda bu bölgeye İstanbul Yarımadası yerine Arap Yarımadası dendiğinde şaşmamak gerekir. Bu durum ne yazık ki ileride hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan çatışmalar doğurabilir.

Türk halkının çoğunluğu muhacir-ensar kardeşliğinin tarihi arka planına vakıftır. Ancak bu kardeşlik her iki tarafın eylemleri ile ya devam eder ya da son bulur.

Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Arap halkları ile olan kardeşliğimizin devamı açısından daha dikkatli bir politika izlemek zorundadır. Özellikle şu süreçte toplumun çok iyi okunması ve buna göre bir politikanın izlenmesi gerekmektedir.

Kapılarımızın bilinçsizce sonuna kadar herkese açılması, yukarıda ifade ettiğimiz gibi ateşin ülkemize de sıçramasından başka bir işe yaramayacaktır.

 

BARIŞ SÜRECİNİN GERÇEK YÜZÜ

Barış sürecine girdiğimizden bu yanı çoğu kesimde çatışmanın olmaması nedeniyle bir iç huzurun, memnuniyetin olduğu yadsınamaz. Ancak bize hiçkimse uzun vadede bir barışın garantisini vermedi. Suriye’de ortaya çıkan çatışmalarla barış sürecinin hemen hemen aynı dönemlerde cereyan ettiğini görmekteyiz.

Bu bakımdan barış süreci politikasının hükümetten daha çok karşı taraftan izlendiği söylemek yanlış olmasa gerek. Öyle ki PKK ve uzantılarının Türkiye’nin güney sınırlarında göstermiş olduğu faaliyetler aslında gerçek niyetlerini ortaya koymaktadır.

Bir barış süreci politikası ile Türkiye’nin doğusunda bir zayiat vermeden tüm güçlerin güneye aktarılması amaçlanmaktaydı.

 Bu Türkiye’nin doğusunu da içine alacak bir güçlü bir devletin kurulmasını amaçlayan malum ülkenin de planın bir parçasıdır.

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Tem
28May
21May