TÜRKİYE’NİN 16 NİSAN İMTİHANI..!


Ey Aziz kardeşim, otur şapkanın önüne koy ve bütün siyasi ideolojileri bir kenara bırakıp, siyaset üstü milli bir şuurla çok iyi düşün. 16 Nisan’da kullanacağımız bir oy acaba ne demektir diye;  kafanda şöyle iyi muhasebe yap?

Şöyle bir düşün, acaba benim vereceğim bir oy, milletime, ülkeme mi hizmet edecek? Yoksa 94 yıldır bizi sömürmeye çalışan ABD ve Batıya mı yarayacak? İşte bu sorunun cevabını çok iyi düşün ve kendin bul Aziz kardeşim? Mesela hiç düşündün mü; Amerika başta olmak üzere; kalkınmış bütün Batı Ülkeleri ya tam başkanlık sistemi ile veya yarı başkanlık sistemi ile yönetiliyor. Ve kalkınma düzeyleri bizden fersah fersah ileride ve hepsi süper güç durumundadırlar..

Fakat özelikle Türkiye başta olmak üzere; bu coğrafyadaki diğer Müslüman ülkelere ise, parlamenter sistem adı altında iki başlılığı tavsiye ediyor dayatıyorlar veya Ortadoğu’daki bazı totaliter ve monarşik rejimlere göz yumuyorlar son yüz yıla yakın bir zamandır. Çünkü tek elde yönetilen devletler; savunma, sanayi, sağlık, yerel yapılanma ve kısacası tüm alanlarda çok çabuk ve hızlı bir şekilde gelişir ve kalkınma süreçlerini tamamlarlar.

Mesela ABD 228 yılda sadece 45 Başkan değiştirirken, Türkiye 93 yılda tam 65 Başbakan değişti. İşte asıl bütün mesele bu noktada gizildir. ABD ve Batının, Türkiye’nin de içinde olduğu bu coğrafyayı rahat sömürmesi için, bu coğrafyadaki devletlerin başında iki başlı sistemlerin olması gerekiyordu. Çünkü İki başlı parlamenter sistemlerde ve diğer monarşik ve totaliter sistemlerde, hizip, siyasi çekişme, siyasi kavgalar ve kısır çekişmeler her zaman ülkelerin gelişmesini ve kalkınmanın önünde bir engeldir. ABD ve Batının istediği de zaten buydu..

Onun için ABD ve Batı Dünyası, bizimde içinde olduğumuz bu coğrafyayı rahat kontrolü altında tutması ve sömürmesi için, iki başlı kaotik sistemlerin olması gerekirdi. Ortadoğu’nun hali işte son yüz yıldır meydandadır? Tek kişiye dayalı, seçim sistemlerinin olmadığı, insanların özgürlüklerinin ve insan haklarının olmadığı Kralık veya monarşik totaliter rejimler hüküm sürmektedir yüz yıldır bu coğrafyada ki ülkelerde..

İki başlı parlamenter sistemler ise; ABD ve Batının kendileri dışında ki ikinci ve üçüncü Dünya ülkelerine dayattıkları ( kamuflajlı) ipleri bir şekilde kendilerinin elinde olan iki başı tuzak bir sistemdir. Çünkü onlara göre; iki başlı olan bu parlamenter sistemlerin iplerini elinde tutmak çok kolaydır.. İşte yıllardır Türkiye’de olduğu gibi, bizim ülkemizden de yıllarca, sağcılık, solculuk veya başka kaotik gerekçelerle bizi vatandaşlar olarak biri birimize kırdırıp kapıştırıp geçip kenarda yıllarca bizi keyifle seyir etmediler mi? Evet,  Aziz ve değerli kardeşim, işte yüz yıla yakın bir zamandır, Türkiye’de ve bütün Ortadoğu coğrafyasındaki tüm ülkelerde aynen böyle oyunlar oynamadılar mı?

Evet, bu coğrafyada her gün savaş, kan, gözyaşı darbeler ve zulümler devan ederken, onlar bütün bunlardan uzak, devasa adımlarla kalkınıp ilellerleyip güçlenirken, maalesef  bizin coğrafyamızda,Müslüman kanı üzerinde ticaretlerini yapıp ürettikleri silahlarla bu coğrafyanın insanlarını bölüp parçalayıp biri birlerine düşürüp keyifle seyir ediyorlar..

Özelikle İkinci Dünya savaşından sonra, neden Batıda hiç bir darbe olmadı? Neden siyasi bölünme ve parçalanmalar yaşanmadı? Neden terör olayları Pek fazla olmuyor? Ve özelikle ikinci Dünya savaşında sonra Batı ülkeleri birleşip İslam Dünyasına karşı aldıkları gizli bir strateji ile, neden bu coğrafya da başkanlık veya yarı başkanlık sistemlerine izin vermediklerini hiç düşündük mü?  İşte bütün bu soruların cevabı, kocaman bir soru olarak karşımızda duruyor..

Evet,  ABD ve Batı Dünyası, son 15 yıldır bu coğrafyada oynadıkları bu kirli oyunu ve tuzağı bozan R.Tayyip Erdoğan’dan son derece rahatsızdırlar. Ülkemizde ki bazı kesimlerin bütün bu gerçekleri her gün görüp yaşadıkları halde, bütün bu olanları bilerek veya bilmeyerek görmemezlikten gelmesi, gerçekten bir Müslüman olarak insanı derinden üzmektedir..

Değerli kardeşlerim, mevki ve makamlar gelip geçicidir ve hiç kimseye kalmaz. İşte Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş, Muhsin Yazıcı oğlu velhasıl hepsi geçip gittiler. İyi yapanlar iyilikle yad ediliyor. Bu millete zulüm edenler ise gerektiği üzere yad ediliyor. Bütün mesele budur.. Yanı kısacası, son 15 yıldır Türkiye’nin her alanda geldiği seviyeyi inkar etmek mümkün değildir.

İnşallah bu hızla devam ettiğimiz taktirde, 2023’te  Dünya’nın en güçlü ülkelerinden birisi olacağımız ve bölgemizde güçlü bir ülke olacağımız için, son yüz yıldır bizi ve Ortadoğu'yu sömüren ABD ve Batının bütün korkusu işte bundan dolayıdır.. Saygılarımla. / lutfucaner44@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!