MİLLETİMİZ ERDOĞA’NIN TEK BİR ÇAĞRISI İLE AMERİKA' YA DUR DEDİ ( 2 )


Evet, yazımızın dünkü son bölümünden itibaren konuya tekrar dönecek olursak, 1997’de Necmettin Erbakan iktidarı zorla istifa ettirildikten sonra, AMERİKA’nın kurdurttuğu kısa dönem Mesut Yılmaz iktidarı ve üç ortaklı koalisyon hükümeti ile Türkiye’yi ne durma getirdiklerini milletimiz 2001 ve 2002 yılında ki ekonomik ve manevi tahribatları ile çok iyi gördü. 

 

İşte bu süreçte, yani 2001 yılında kurulan ve henüz bir yıllık siyasi geçmişi olan Ak Partinin, 3 Kasım 2002 de % 34.4 le  tek başına iktidar olması, Amerika’nın bütün hesaplarını bozdu ve alt üst etti. Çünkü Amerika böyle bir şeyi asla beklemiyordu. Amerika’nın düşüncesi şuydu: ben Necmettin Erbakn’ı iktidardan düşürdüm ve partisini kapatıp parçaladım. R.Tayyip Erdoğanı ise görevden aldırıp içeri soktum ve milletin gözünden adeta itibarsızlaştırdım. Bundan sonra bunlar siyasetten uzun süre kendilerine gelemezler ve küçük siyasi bazı oluşumlar olarak siyasi yelpazeden ancak ayakta durmaya çalışırlar diye düşünüyordu AMERİKA.

 

Fakat milletimiz: R.Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminde gösterdiği büyük başarılarını göz önünde bulundurarak, bu milletin milli iradesinin siyasetten tecellisini gerçekleştirdi ve % 34.4’le Ak Partiyi tek başına iktidar yaptı. İşte son 15 yıldır Türk iyede süregelen asıl bütün hadiseler bundan dolayıdır.

 

Evet, AMERİKA: beklemediği bu durum karşısında adeta büyük bir şok yaşadı. Çünkü Amerika Kemal Derviş’i Türkiye’ye göndermiş ve Türkiye’yi siyaset yolu ile teslim almak istiyordu.

Fakat maalesef bu olmadı, çünkü R.Tayyip Erdoğan, Amerika’nın bütün siyasi hesaplarını alt üst etti ve tek başına % 34.4’le iktidar oldu. İşte Amerika bu durum karşısında, bir süre şaşkınlığını atmak ve bakalım ne yapabiliriz diye bir süre beklemeye başladı.

 

AMERİKA, nasıl olsa ben geçmişte Türkiye’de gelmiş geçmiş iktidarlara yaptığım gibi, R.Tayyip Erdoğan iktidarını da kendi amaçlarıma hizmet ettirmeyi bilirim düşüncesine kapılıp, 2004 yılına kadar beklemeyİ tercih etti. 

 

Fakat maalesef Amerika 2004 ve 2005 yılına kadar, içeriden ve dışarıdan her istediğini R.Tayyip Erdoğan’a kabul ettirmeyince, işte bundan sonra, Ak Parti ve R.Tayyip Erdoğan’a içeride ve dışarıdan saldırılar ve siyasi kumpaslar başlatıldı. 

 

Çünkü Türkiye bulunduğu bölge itibarı ile çok önemli ve stratejik bir coğrafyaya hitap eden bir ülke konumdaydı ve üstelik Müslüman ve İsrail karşısında savunma ve ekonomik alanda güçlenmesi asla düşünülemez ve kabul edilemezdi. 3 Kasım 2002’de İktidara gelir gelmez, R.Tayip Erdoğan’ın tamamen milletinin isteklerine ve milli reflekslerine göre hareket etmesi, adeta AMERİKA ve BATI’YI çileden çıkarmıştı. 

 

Çünkü Amerika ve egemen Batı dünyası, son 80 yıldır Türkiye’nin ihtiyacı olan savunma başta olama üzere, ekonomik ve diğer bütün teknolojik ihtiyaçlarını kendi aralarında  paylaşıp, mislimisli fiyatlarla Türkiye’ye satıp sömürülerini yıllardır devam ettiriyorlardı.

 

İşte bütün bu gerçeklerden sonra; elbette ki, Amerika ve Batı dünyası, 80 yıl sömürdükleri Türkiye’nin 2002’den sonra kendi tankını yapmasını, savaş gemisini yapmasını, helikopterini yapmasını, denizaltısını yapmasını, piyade tüfeğini yapasını, bütün savaş mimatınını kendilerinin yapmasını, savaş uşağını yakında bitirecek olmasını ve ekonomik alanda devasa büyümesini asla sineye çekip kabul edecek değillerdi. İşte bu nedenle yıllardır besledikleri terör örgütlerini ve Fethullah Gülen gibi ajanlarını devreye sokup Türkiye’yi çökertmek ve teslim almak istediler.

Evet, işte bu vesile ile Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı dönemi 17-24 Aralık ‘tan itibaren paralel yapılanmaya işaret ederek, Fethullah Gülen ve örgütünün Türkiye için ne kadar tehlikeli olduğunu binlerce defa anlatmasına rağmen maalesef birileri bir türlü Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğanın sözlerine itibar etmek istemediler.

 

İşte şimdi bütün Türkiye, Amerika’nın Fethullah Gülen terör örgütü vasıtası ile hazırladığı bu darbe girişiminin neye mal olduğunu bütün dünya ile beraber gördü ve izledi.

Amerika ve Batının bu darbe ile asıl amaçladıkları: son 14 yıldır Türkiye’yi yeniden milli reflekslerine  dönüştürmeye çalışan, R.TAYYİP ERDOĞAN’I 15 Temmuz gecesi öldürüp, Türkiye’de Fethullah Gülen terör örgütü vasıtası ile bir yüz yıl daha, Türkiye’yi Amerika ve Batının kucağına oturtacak yeni bir sistem kurmaktı. Bu örgüt yıllardır devletin bütün kılcal damarlarına sızarak, uzun yıllardır 15 Temmuz gecesinin hesaplarını yapıyorlardı.

 

İşte Yüce milletimizin son yıllarda yetiştirdiği büyük lider R.Tayyip Erdoğan’ın, bu yolda şehit olmaya göze aldığı gibi, milletimiz de LİDERİ’nin tek bir çağrısı ile Amerikan darbesine dur dedi.

Benim yaşıtlarım çok iyi hatırlayacaklardır; 12 Eylül darbesinden sonra, Amerika CIA’nın Türkiye şefi Paul Henze dönemin Amerika Başkanı Jimmy Carter’a, 12 Eylül darbesinde şu bilgiyi aktarmıştı. “Bizim Çocuklar Başardı” diye söylemişti.

 

İşte bu sefer Yüce milletimiz: Baş komutanı R.Tayyip Erdoğan’ın tek bir sözü ile meydanlara, caddelere, sokaklara çıkarak, Amerika ve Fethullah Gülen terör örgütü’nün 15 Temmuz darbesine dur dediler ve Amerika’nın çocukları bu sefer başaramadılar ve asla başaramayacaklardır.

Bütün Şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Tüm şehit ailelerinin başı sağ olsun ve Milletimize geçmiş olsun... Saygılarımla. / lutfucaner44@gmail.com

 

NOT: 15 Temmuz gecesi sat 23’ten sabah 4 kadar, istanbul boğaz köprüsünde darbeci askerlerin katliamına şahit oldum. Gelecek yazımda İnşallah gördüklerimi ve yaşadıklarımı yazacağım...

 
 
 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!