İndirilmiş Dine Karşı, Uydurulmuş din ( 2 )


Evet, değerli okurlarım; isterseniz yazımızın bu ikinci bölümünde: anne ve babalar ve toplum olarak  yanlışlarımızı  biraz daha irdelemeye çalışalım. Örneğin son 90 yıldır bizler anne ve babalar olarak yaptığımız bazı şahsi hatalarımız gereği olsun veya ülkede ki yanlış eksik milli eğitim müfredattı ve eğitim sistem gereği olsun, topyekun bütün bu yanlışlarımız neticesinde, yetişen yeni nesillerimiz maalesef,  mutfak ile af buyurun, lavabo arasında gidip gelen bir robot misali bir yaşam felsefesini adeta insani ve İslami bir yaşam zan ederek, gerçek İslam dininden habersiz yetiştiler. İşte bu çarpık  eğitim sisteminin asıl suçluları ise; biz anne babalar ve ayrıca yıllardır bu yanlış milli eğitim müfredatını bu ülkede inatla devam ettirmeye çalışan yöneticiler ve yönetimlerdir. 

 

Evet, toplum olarak bizler topyekun bu  durum karşısından suçluyuz. Çünkü toplum olarak,  bütün bu yanlışlara karşı bir gün olsun gerçek anlamda demokratik yasal tepkilerimizi koymayı beceremedik veya bazı çıkar veya menfaatlerimiz gereği işimize gelmedi. 

İşte o yıllardır bazı çıkar ve menfaatlerimiz gereği  duyarsız kaldığımız Türkiye’nin manzarası ortada, şimdi ayıkla bakalım pirincin taşını…

 

Peki, bütün bu sorunlar ve yanlışlar nasıl düzeltilecek diye bir soru sorulacak olursa;  topyekun millet olarak Allah’ın ipine sarılıp, Kur’na-ı Kerimi kedimize rehber edindiğimiz takdirde, bütün bu sorunlar bir bir çözülecek ve millet olarak hiçbir sorunumuz kalmayacaktır.

Ekonomide, teknolojide, kalkınmada, sosyal hayatta, uluslar arası ilişkilerde, devletimizi savunmamızda, yeni nesilleri yetiştirmemizde, yani kısacası her alanda, Yüce Kitabımız Kur’an-ı kerim bize en güzel rehber olacaktır. Çünkü bizi yoktan var eden Yüce Rabbimiz Allah Teala, Kur’an-ı Kerimde Allah’ın ipine sımsıkı sarıl diye emir buyuruyor.

 İşte bakınız  bütün bu konularda, Yüce Rabbimiz  Allah Teala: Kur’an-ı Kerimde bize ne diyor: 

 

“ Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın.  Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”

( Al-i İmran süresi/ Ayet – 3 )

 

Eğer bugün sözde  % 99’nun Müslüman olduğunu söylediğimiz  bu ülkede bizi yönlendiren gerçek din ( Kuran-ı Kerimin bize söylediği gerçek İslam dini değil de,) geleneksel kulakta dolma yalan yanlış, dezenformasyona uğramış eksik ve hurafelerle dolu bazı öğretileri din zan ediyor ve bunu yaşamaya çalışıyorsak; bunun asıl suçluları  yine bizleriz. Çünkü bugün günümüz Türkiye’sinde, bir çoğumuzun evlerinde, Kur’an-ı Kerim duvarda aslı duruyor ve bir gün olsun bu Yüce Kitabımız, acaba bize ne emir ediyor diye merak etmiyorsak; bütün bu olanlardan bizlerin sorumluluğu çok büyüktür ve bu sorumluluktan asla kaçamayız. Ve ne acıdır ki bir çoğumuz, yıllarca evimizin duvarında aslı olan o Yüce kitabımızı Kur’an-ı Kerimi okumayı bile bilmiyoruz.  Yaz aylarında, tatillerinde çocuğumuzun Kur’an öğrenmesini istiyoruz, fakat maalesef çoğu anne ve babalar kendimiz Kur’nan-ı Kerimi açıp okumayı bile bilmiyoruz. Sanki bu Kitabı okumak bize farz değil, yalınız çocuklarımız için farzdır gibi bir yanlış mantık hakimdir bazı anne ve babalarda…

 

Peki,  yarın Kıyamet gününde, Yüce Rabbimiz ALLAH’U TEALA, ey falan kulum: ben sana70 yıl 80 yıl ömür verdim; neden benim Kelamım olan Kur’an-ı Kerimi öğrenmeyi ve okumayı hiç  düşünmedin dediğinde; bizler nasıl bir mazeretin arkasına sığınacağız acaba? Bugün okullarda yetişen gençlerimiz, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça. Çince gibi zor öğrenilen bir çok dilleri ana dilleri gibi konuşurken, Kur’an-ı Kerimin dili  olan Arapçayı bilmemeleri anne ve babalar olarak bizleri hiç düşündürmüyorsa;  bu durum hiç bir mazeretle açıklanamayacak kadar büyük bir hatamız ve yanlışımızdır…

 

Evet, toplum olarak, gerçek İslam’a duyarsız kalıp, yalan, yanlış, eksik ve kulaktan dolma bazı öğreti ve hurafeleri gerçek din zan edip ve bu çarpık ortamda yetişen gençlerimiz ve bazı insanlarımız,  ister istemez çeşitli bazı terör örgütlerini pençesine düştüler ve kimi terörist olarak polisine, askerine, devletine kurşun sıkacak kadar zıvanadan çıktı ve terörist oldu.  Kimileri ise, İslam dinini yalan yanlış bazı hurafelerle anlatmaya çalışıp, gerçek Kur’an-i İslam’ın dışında  uydurulmuş yeni bir din anlayışı tahsis ederek, bizim dediğimiz doğrudur, şimdiye kadar söylenmiş bütün her şey yanlıştır mantığından hareketle, dini bilgisi az olan Müslümanların  kafasını karıştırarak,  fitne fesat peşinde koşmaya başladılar. İşte bugün günümüzde aynen orta doğuda olduğu gibi…

 

Evet, biz Müslümanlar olarak, Kuran’a sarılmadıkça, gerçek din alimlerimizin temel eserlerini okumadıkça ve günümüzde yaşayan  gerçek  din alimlerimizi, hatiplerimizi, hocalarımızı  dinlemedikçe ve gerçek ( Kur’an-i İslam’ı öğrenmedikçe; ) içimizdeki bazı iç ve dış mihraklar ve bazı marjinal aşrı kesimler tarafından toplumdaki bu huzursuzluklar hep böyle körüklenecek ve huzursuzluk devam edecektir…                        

Allah biz tüm Müslümanlar uyanmayı ve gerçek İslam’ı öğrenmeyi nasip etsin. Amin…

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!