ASLINDA 28 ŞUBAT’TA RAMAZAN KESKİN’E TEŞEKKÜR EDİLMELİYDİ !


  1. Değerli okurlarım malumunuz;  bir önce ki yazımda Malatya’mızın değerli yazarlarından Şevket Başıbüyük’ün  28 şubat ile ilgili yazdığı (DİZ ÇÖKMEYEN ADAM) adlı kitabında bir alıntı yaparak, 28 Şubatla ilgili 1997’den, 2002’lere kadar Türkiye’de ve Malatya’da milletimize yapılan zulüm, işkence ve bazı haksızlıklardan söz etmiştik. İşte bu yazımda yine,( DİZ  ÇÖKMEYEN ADAM ) adlı kitapta çok önemli bir tespiti Malatya halkımızın ve özellikle de (kalem erbabı yazar çizer tüm Malatyalı) aydınlarımızın gündemine sunmak istiyorum.  Aslında bu konu;  gerçekten üzerinde durulacak ve irdelenecek önemli bir konudur.

Biraz sonra  gündeme sunacağım bu konunun  üzerinde dikkatle düşünüldüğünde; gerçekten bu tespitin ne kadar önemli olduğu görülecektir. Evet, bu  oldukça önemli olan tespitin noktasına virgülüne dokunmadan, yine Şevket Başıbüyük’ün (DİZ ÇÖKMEYEN ADAM ) adlı kitabında bu önemli tespiti aynen olduğu gibi sizlerin gündemine aktarmak istiyorum:

 

Şevket Başıbüyük: kitabın 14’cü  sayfasındaki söz konusu tespitinde aynen şöyle diyor:

“Eğer bu gün Malatya’da  Kürt – Türk  milliyetçiliği yapılmıyorsa bu hassas dengenin sağlanmasında keskin Hoca’nın çok büyük bir emeği vardır.” Zira O; Allah’a davet eden ve Salih amel (nefis terbiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’diyen den daha güzel sözlü kim vardır?”ayeti mucibince insanları sadece Allah’a davet etti ve Malatya’da olması muhtemel ırkçılık fitnesinin  önünde bir set oldu."

 

Evet  değerli okurlarım: Şevket Başıbüyük Üstadımızın Ramazan Keskin Hocaile ilgili yaptığı bu önemli tespit;  gerçekten son 35. yılda Malatya’mızın mücadele literatüründe yerini bulan oldukça önemli bir tespittir.  Malumunuz, Malatya halkımızın büyük çoğunluğunun Kürt olması ve özelikle de, ( El Medine mescidi cemaatinin )’de büyük bir bölümünün Kürt kökenli vatandaşlarımız olmasına rağmen, Marksist, Leninist, Komünist  PKK’nın Kürtçülük  ideolojisinin tuzağına asla düşmediler ve ırkçılığı reddederek örnek birer Müslüman gibi yaşamaya çalıştılar ve çalışıyorlar.!

 

Oysa ki bırakın Kürtleri; Malatya’da ve Türkiye’de,  Türk  kökenli vatandaşlarımızın önemli bir bölümü dahi, özgürlük, çağdaşlık, solculuk ve daha birçok batıl kavram adı altında  bu Marksist, Leninist Komünist örgütlerin tuzağına  düştüler. Bu gün Türkiye’de vatandaşlarımızın, polisimizin, askerimizin hayatına kast eden bu terör örgütleri; DHKP/C, MKP, TKP/ ML, MLKP gibi daha birçok isimlerle kurulmuş olan bu  yer altı sol örgütlerinin bünyesindeki insanların çoğunluğu Türk  kökenli insanlar olduğunu görüyoruz ve biliyoruz.  Sözde bir Kürt  örgüt olduğunu iddia eden PKK’nın şu  anada ki yöneticilerinin çoğu dahi Kürt değildir. 

 

Deme ki  bu tuzağa sırf Güneydoğulu bazı Kürt vatandaşlarımız yalınız değil, Türk kökenli büyük bir kitlenin de düşmüş olduğunu görüyoruz. Bu inkar edilemez bir gerçektir.

 

Yani kıssaca devlet olarak eğer siz bu milletin Yüce dini olan İslam dinine ve inançlarına  baskı yaparak,  Allah’ın dinini  sindirmeye ve yok etmeye çalıştığınız takdirde, yeni yetişen genç nesilleriniz Kürt olsun, Türk olsun, Laz olsun, Çerkez olsun, Alevi olsun, suni olsun bir boşlukta kalıp başka bir arayışın içine gireyim derken, işte bu yukarıda sözünü ettiğimiz çeşitli terör örgütlerinin tuzaklarına düşüp (birer potansiyel terörist olarak  bu milletin karşısına çıkmaktadırlar. )

 

Evet, işte aynen yukarıda  isimlerini saydığımız söz konusu bu sol tandanslı örgütlerin saflarında olan  kandırılmış çeşitli etnik aidiyetlere mensup bütün ülkemizin gençleri gibi.

Ve işte ne acıdır ki; İslam’dan bihaber yetişen ve bu söz konusu  terör örgütlerinin saflarına katılan bu milletin çocukları;  şimdi ellerine silah alıp askerimizi, polisimizi ve vatandaşlarımızı şehit ediyorlar ve bunun adına da özgürlük mücadelesi diyorlar.  Ve işte yıllardır bu devletin inançsız yetiştirdiği bu çocuklara şimdi artık anne ve babaların da sözü geçmiyor ve gücü yetmiyor.

 

Evet, şimdi 28 Şubat dönemde devleti yöneten ve İslam’a karşı adeta bir cephe alan o dönemin hangi  mevki ve makamında olursa olsun bazı siyasi ve bürokrasi yöneticilerine soruyoruz;  yaptığınız bazı yanlışların neticesinde ortaya çıkan bazı genç nesiller;  şimdi ellerinde silah polisimizin , askerimizin ve vatandaşlarımızın hayatlarına  kast ediyorlar ve bunun adına da  özgürlük mücadelesi diyorlar. İşte sizlerin 28 Şubat’taki o menfi icraatlarınızın neticesi olarak ortaya çıkan bu durumdan dolayı ülkemiz şimdi büyük sıkıntılar çekiyor maalesef...

 

Evet, ey o dönemin tüm  yöneticileri;  bu ülkede 28 Şubat sürecinde, Ramazan Keskin Hoca gibi daha nice insanlara zulüm, işkence ve haksızlıklar yaparak bu milletin gençliğini ve bu milleti İslam’dan uzaklaştırmak isteyerek ortaya çıkardığınız bu manzaradan ve eserlerinizden şimdi memnunumsunuz?  İşte şu anda Türkiye’deki bu tüm huzursuzluklar ve terör vahşetleri  sizlerin o bir zamanlar bu ülkede hakim kılmaya çalıştığınız  batıl zihniyetlerinizin mahsulüdür sakın bunu unutmayınız.

 

İşte bu gün bütün bu gerçeklere rağmen asıl doğru olan; insanların bir zamanlar bilerek veya bilmeyerek yaptığı bazı hatalarını kabul edip pişman olması da büyük bir erdemliliktir. Eğer sizlerden de biraz olsun insanlık adına bir şeyler kalmışsa; çıkın bu milletin huzurunda insanlardan ve milletten özür dileyiniz ve deyiniz ki;meğerse bizler yanlış yapmışız. Belki bu millet merhamet ederde sizleri af eder. Aksi takdirde yarın Mahşer meydanında bütün bu yaptıklarınızın hesabını çok çok zor verirsiniz.

 

Saygılarımla. /  lutfucaner44@mail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!