ABD ve Batı Dünyası, 100 Yıldır İslam Dünyasını Sömürüyor Ve Çökertiyor


Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra, özelikle ikinci Dünya savaşı sonrası meydana gelen Dünya dengeleri noktasında, Sovyet Rusya ve diğer dış tehditlere karşı Türkiye’nin bir bloka yanaşması zarureti ortaya çıkmıştı.. Örneğin Sovyet Rusya boğazlar üzerinde hak iddia ediyor veTürkiye’yi köşeye sıkıştırmak istiyordu..

Evet, Osmanlı devleti döneminde 24 milyon metre kare toprağa sahip olan ülkemizin sınırları, Birinci Dünya savaşı sonrası masa başında itilaf devletleri  tarafından 783.562 km² olarak ön görüldü. Maalesef (LOZAN) masasında 24 milyon metre kare toprağa veda ettik ve 783.562 km toprağa razı olmak zorunda kaldık...

Evet, biz millet olarak  birinci dünya savaşı sonrası bize biçilen sınırları mecburen kabul ettik, fakat mesele bununla bitmedi ve bu sefer Sovyet Rusya boğazlar üzerinde hak iddia etmeye başladı. İşte bu durum karşısında, savaştan daha yeni  çıkmış ve zayıf olan Türkiye; Sovyet Rusya tehdidine karşı ve kendisine gelebilecek diğer her hangi bir tahdide karşı bir bloka yanaşmak zorunluğu hisetti ve zorunlu olarak 1952’de NOTO’ya girdi...

Konunun fazla detaylarına girmeden, kısaca NATO’ya  girmiş olduğumuz bu 66 yıllık süreçte Türkiye ne kazandı, ne kaybetti? Kısaca şöyle bir 66 yıllık sürece  göz atacak olursak; belki denilebilir ki, o dönemin şartlarında NATO’ya katılmamızdan dolayı, Sovyet Rusya Türkiye’ye daha fazla baskı yapmayı göze alamadı denilebilir..

Evet, NATO  o dönemde Türkiye’ye verdiği desteği  aslında Türkiye için değil, Ortadoğu üzerindeki çıkar ve menfaatları için destek vermek zorundaydı.. Onun karşılığını da ise, KORE savaşına bizi sokmakla misli misli karşılığını aldılar...

Onun dışında, NATO’ya  girişimizin 66 yıllık sürecine baktığımızda, Natonun bize faydası değil çok zararı olmuştur.. Çünkü NATO perde gerisinde ABD’nin ve beş büyüklerin menfaatleri için kurulmuş bir yapılanmadır.. Dolayısı ile geçen 66 yıllık süreçte NATO  hep ABD’nin çıkarlarını korumuştur...

Aslında 1920’lerden sonra yeniden şekillenen Dünya Coğrafyasına baktığımızda,  1990’da Sovyet Rusya tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra, ABD ve Batı Dünyasının yeni hedefi, Türkiye, İran ve Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme üzerine kurgulandı... 35 Yıldır ABD ve İsrail, gözlerimizin içine baka baka, PKK terörünü besleyip Türkiye’yi bir tiriliyon Dolar maddi zarara soktu. Sivil Asker 50 bin vatandaşımız hayatını kaybetti ve ayrıca ekonomide ve savunmada bize hep köstek oldular ve Türkiye’ye bir piyade tüfeğini dahi yaptırmayıp, 70 yıl Türkiye’yi  her alanda sömürdüler...

Ortadoğu’ya baktığımızda ise, böl, parçala yönet taktiği gereği, Ayrıca 8 yıl İran’ı Saddam Hüseyin le savaştırdılar.. Irak, Suriye, Libya, Afganistan ve Mısır’ın durumu ortadadır.. Yani kısacası artık  ABD başta olmak üzere, Hristiyan Battı Dünyasının çıkar ve menfaatleri gereği, artık yeni hedefleri Türkiye, İran ve  Orta doğu İslam Dünyasıdır...

Türkiye, İran ve diğer Ortadoğu islam ülkeleri ve İslam Dünyası bu tehlikeyi  hafife almayıp acilen (Dünya İslam Birliğini kurmalıdırlar..) 68 yıldır Filistin İsrail’in işgali altındadır ve her gün Filistinli kardeşlerimizin kanı akıyor ve Amerika bunu hep görmemezlikten gelerek,  bütün dünyayı oyalıyor...  Amerika 67 yıldır İslam Dünyasını ve tüm dünyayı barış süerci adı altında hep kandırdı ve oyaladı...

Evet, Hristiyan Dünyasının Papa idare ediyor.. İngiltere'yi Kraliçe idare ediyor.. Avrupa’nın birçok ülkesi krallıkla idare ediliyor..

Peki, tüm Dünya’da durum böyle iken; son yüz yıldır İslam Dünyasının neden bir LİDERİ ve bir HALİFESİ yoktur???

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!