Evlilik Başlamadan 2


Son zamanlarda artan boşanma davaları, evlilik yapmak istemeyenlerin sayılarının artışı,işsizlik, geçim korkusu, ailelerden bağımsız hayatı yürütme isteği, boşanma korkusu, evlilik isteği içinde olup aradığını bulamama, sadakatsiz eşlerin çoğalması, sorumsuzluk, ailelerin  çiftler üstündeki etkileri göz önüne alındığında evlilik kurumlarımız üzerinde ciddi sorunlar oluşturuyor.

Yıllardır devam eden mantık mı aşk evliliği mi sorusuna son zamanlarda yeni bir kelime daha eklendi. Hemde artık bütün gençlerimizi etkileyen bir konu bu. Elektrik almadan evlenmek istemiyorlar. Tanımadığı bir erkeğin veya kızın elektiğine kapılıp evleniyor. Sonra kendine uymayan insanı değiştimeye çalışıyor. Yavaş yavaş başlayan sıkıntılarla ve ilerleyen zamanlarda ailelerde bu sıkıntı ortamına bir ateş düşer gibi düşüyor. Ve kaçınılmaz bir son elektrik alarak evlenen iki genç şartel atınca boşanıyor. Olan giden zamana, kaybedilen yıllar ve ortada kalan çocuklar...

Bu yüzden önemli nişan, söz zamanı, insanlar bu dönemde karşısındaki kişinin fiziksel özellikleri veya maddiyatı daha çok dikkatini çekerken insani özelliklerini tanımayı unutuyor. Nerede, nasıl,kiminle yetiştiğini sorgulamıyor bile. Bütün çabası bir an önce kavuşup evlenmek oluyor.

Önce sosyal medyada kabul görmüş şaşaalı bir evlilik teklifinin ardından (yeni nesil için sosyal medya beğenisi çok önemli) aileler tanışır ve süreç başlar. Bütün isteme, söz, nişan merasimlerine son trend alışveriş listeleri, eksik olmasın diye yapılan çılgınca israf. Sırf birileri beğensin  diye birbirlerine  ve ailelerine maddi zarar veren iki insan diyemiyorum çünkü biliyorum erkekler böyle şeylere takılmazlar. Ama bayanların işi bir kere geliyoruz dünyaya en güzeli olsun, falan bunu yaptı, filan şunu aldı derken ortaya boylarını aşan lüks, elalem ne diyecek diye yapılan alışveriş çılgınlığı, masraf, aslında israf....
Bu alışverişi yaparken yaşanılan  içten yaşanan küslükler, kırılmalar da  tuzu biberi. Bir metre bez eksik alındı yada istedikleri model alınmadı diye aile büyüklerine oluşan içten içe kötü düşünceler... (genelde evlendikten sonra kocanın başına kalkıp durulur. ) Ne yapılırsa yapılsın değişmez. Hayatı boyunca pişirip pişirip dururlar.

Gençlerden önce ebeveynlerin hazır kıta bekledikleri bu dedikçi tavırları adım adım mutsuzluğu tetikliyor ama farkında değiller bile...
Halbuki insani özelliklerini tanımayı seçse daha farklı bir hayatları olacak. Kadın erkeği kıstırıp köşeye sıkıştırmaktan, (hele de elinde bir malzemesi varsa) erkek tarafının destekleriyle gözü açılan damat bey kadını sindirmeye çalışmaktan sevgilerini yaşamadan bitirirler. Dayak, baskı, maddi ve manevi şiddet... Sonu aşırı şiddetli geçimsizlik ile biten evlilikler...

Peki ne yapalım?

Eşlerimiz olacak insanları kendi kriterlerimize uygun, maddi ve manevi olarak eşit, ailelerimizin de kabul göreceği, kişilerden seçmeliyiz.
Evliliğimizde  herşey den önce saygı, birini sevmeye bilirsiniz ama saygı duymak zorundasınız. Karşınızdaki insanı da bir evlat, bir kardeş olduğunu, sizden önceki hayatında onlarla yaşadığını,  geriye kalan hayatını birlikte yürürken ailesinden kopartıp almadan da devam edebileceğinize önce siz inanın. Kendinize ne yapılmasını istemiyorsanız karşınızdakine yapmayın.

Değiştirmeye çalışmak yerine olduğu gibi kabul edin. Emin olun,  o yaştan sonra kimse kimseyi değiştiremez. Hayatı karşınızdakine de kendinize de zindan etmeyin. Aynı hayatı paylaşmak istiyorum dediğin, evlenmek için çaba harcadığın insan değil mi o zaten...

Olduğundan fazlasını istemeyin. Maddi ve manevi yüklerseniz bir yerde patlar. Onla beraber sizde yıkılırsınız.

Hatalar insanlar için var. Hoşgörülü olun. Kimse mükemmel değildir.

Bana göre; evin reisi  olan dışarı da evinin geçimini, güvenliğini sağlamak koruyup kollamak erkeğin, bir evliliğin yürüyüp yürümemesi tamamen kadının elindedir. Evet, bir kadın sürdürmek istediği sürece bir evlilik yürür. Çünkü idare etme, fedakarlık yapma, durumu toparlama, neyi görüp neyi görmeyeceğini bilme, gerektiğinde farkında değilmiş gibi davranabilme becerisi kadınlarda çok daha fazla bulunuyor. Tabii bu benim bakış açım toplumumuzun büyük bir kısmının evlilik şekline pek uygun kaçmıyor.
Bir aile için en büyük tehlike: Sidik yarışı. Afedersiniz ama evet, karı koca arasında içten içe böyle bir yarış varsa durum tehlike içinde demektir. Yarışacaksanız en azından aynı takımda olun ve bu yarış evliliğinizi daha güzel nasıl yapabilirim diye bayrak yarışı olsun. Aksi takdirde mutlaka bir yerde  katılırsınız bu savaşa.
Sevdiğiniz ve önem verdiğiniz insanı üzdüğünüzü düşünün. İnsan üzer mi sevdiğini hiç?

Tabii bunlar püf noktaları ilk önce Allah rızasını almak için yapın. Erkeklerin eşlerini Allah'tan bir emanet olduğunu düşünerek özen göstermeleri gerekir. Yüce Rabbimiz Nisa Suresi 34’üncü ayette şöyle buyuruyor:
“Erkekler kadınlar üzerinde kavvam (koruyucu ve yönetici)’dırlar. Bu, Allah’ın birine fazlasını vermesi ve mallarından harcama yapması sebebiyledir. Saliha kadınlar itaat ederler, Allah nasıl onları koruduysa onlar da kocalarının yokluğunda korunması gerekenleri korurlar…”
Kadınlar ise eşleri için Hadis-i şerifte efendimiz şöyle buyuruyor :
(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberani]
Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.) [Taberani]
Bir gün Hazret-i Fatıma, ağlayarak babasının huzuruna geldi. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
- Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?
- Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
- Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki daima kocasının rızasını arar, kocası ondan razı olur. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Erkek, hanımından razı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.) [R. Nasıhin]

Evlenecek, evlenme niyetinde olan kardeşlerimize tavsiyem önce Allah rızasını kazanmak, peygamber efendimizin sünnetini gerçekleştirmek için gayret göstermelidirler.Kendi dinimizi, inançlarımızı, örf ve adetlerimizi esas alan, adaleti sağlayacak, aileyi yaşatacak , neslimizi devam ettiren yuvalar kurmaları dilek ve temennileriyle birlikte son olarak şunu söylemek istiyorum :

Evliliğinizin felsefesi; “huzur, güven, sadık, sevgi ve en önemlisi saygı olsun.”

KADER TOKAY
EĞİTİMCİ /SOSYOLOG

kt-tuhafiye@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Gökhan | 27 Şubat 2020 07:58

    Herşeyi yaparsın ama sonunda yapmasaydın derler... Rabbim dilsiz şeytanlardan korusun bizleri, selam ve dua ile

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Nis

Hayatta Kalma Mücadelesi Corana

21Nis

Evin En Öksüzü Baba’lardır!

26Şub

Evlilik Başlamadan 2

20Şub

Zor Günler Yaşıyoruz

09Oca

Evlilik Başlamadan