Aldatılmalar Bölüm 3


İletişim farklılığıdır insanı diğer canlılardan ayıran. Düşünebilir, konuşabilir ve karşısındakinin tepkilerin den ve aksiyonlarından yola çıkarak bir kanal yolu ile bağ kurmaya çalışırız. Bütün sorunlarımızı konuşarak çözebiliriz bireysel anlamada. İletişim denilen şey daha anne karnında başlar, doğduktan sonra el, kol ve mimik hareketleri, ilk kelime ilk cümle, ilk yazıya dökme, derken bir ömür geçer. 

Geçen bu kocaman ya da kısacık ömürde birçok şey öğrenilir. İyi faydalı şeylerde olabilir, fena kötü şeylerde öğrenilebilir. İnancımız gereği kötü insanların Kabil’in soyundan, iyi insanların ise Habil’in soyundan geldiğine inanılır. Şimdiki zamanda etrafa baktığımızda Habil’in soyundan pek kimseler kalmadığına inanmamak elde değil. Tabi ki bu yazımda iyilerin ya da kötülerin nerden geldiğini ispatlamak değil, böyle bir iddiam da yok zaten. Yalanın ve aldatmanın geçmişten günümüze geliş süreci ve günümüzdeki süreçte aldığı boyutlardan bahsetmek istiyorum.

Kötü insanlar ve onların soyundan türeyenlerin sayıları sanırım bu gün Dünya nüfusunun %75’lik bir kısmına denk geliyor olabilir. Geriye kalan %25’lik bir kısım ise sürekli ezilen, aldatılan, kandırılanve sömürülen taraf olarak yaşamaya devam ediyor. 

AK parti iktidarının geldiği günden bu yana tam on yedi yıl geçti ve bu süreçte, kimilerince iyi, kimilerince kısmen iyi, kimilerince ise tamamen kötü bir yönetim sergilediği söylenir. Geçen bunca yıllık süreçte birçok ülkede yönetimler değişti, siyasal ideolojiler değişti, kimisinde ülkeler bölündü parçalandı, hatta neredeyse AB bile dağılma sürecine başladı. Ancak R. Tayyip ERDOĞAN Önderliğinde iktidara gelen AKP halen iktidarda ve halen en güçlü adayı. 

Peki bu gücü ve enerjiyi nerden alıyor bu parti? İlk kurulduğunda gerçek manada mazlumun yanında, zulmedenin karşısında olan,haklının yanında, haksızın karşısında olan, hukukun ve adaletin yanında olan ve haksızlığa karşı dimdik duruş göstererek büyük bir kitleye hitap ederek bu günlere geldi. Geçirdiği on yedi yıllık süreçte bir sürü yanılgılara düştüğünü, aldatıldığını, kandırıldığını dile getirdi. Bunu dile getiren ise bu partinin Başkanı ve lideri, yani ikinci üçüncü ağızlar değildi. 

On yedi yıllık bir süreçte tabiki hatalar olmuştur, olabilirde, insanın fıtratında vardır hata ve yanlış. Ama uluslararası siyasette aldatılma diye bir şey olmaz, yada olmamalı. İç siyasette hatalar yapılabilir, bunların etkisi en aza indirilebilir. Ama ülkeyi başka ülkeler nezdinde ilgilendiren konularda hata yaptım aldatıldım kandırıldım diyemezsin, dememelisin.  

Geçtiğimiz ekim ayı içerisinde başlayan ‘Barış Pınarı Harekâtı’ , Suriye’nin kuzey kısmında başlamış ve harekâtın ilerleyen günlerinde Amerika’nın baskısı üzerine ateşkes ilan edilip, içeriği ne olduğu belli olmayan, en eğitimli insanın dahi anlam veremediği başıbozukmaddeler ile dolu bir anlaşmaya imza atılmıştır. Peki sonuç; sonuç koskoca bir hiç. Hala hayatını kaybetmeye devam eden şanlı Türk askeri, koca bir sınır dolusu terör yuvaları, kamuflaj değiştirmiş teröristler, sonu gelmeyecek mülteci istilaları ve ardı arkası kesilmeyecek vergiler zamlar. Peki neden böyle oldu? Çünkü SayınBaşkanımız yine kandırıldı, yine aldatıldı. Yarın çıkıp tekrar aynı açıklamaları yaparsa şaşırmayalım. Çünkü bu arkadaşların hiç danışmanı yok, hiç ilgili Bakanı yok, hiç müsteşarı yok, hiç yardımcısı filan yok adam tek başına çalışıyor akıl alabilecek bir Allah’ın kulu yanında olmadığından olabilir böyle şeyler deyip geçeceğiz artık. Ama en sonunda çıkıp diyeceği şey kandırıldık aldatıldık olacak. Çok fazla geriye gitmemize gerek yok, daha şundan birkaç sene önce Fethullah Gülen hareketi içinde kandırıldım aldatıldım demişti, sonunda olan yine safane duygular ile ona inanlara oldu, bir sürü insan hayatını kaybetti, sakat kaldı, işsiz kaldı ama Başkan halen yerinde. Şimdi o saf duyguları ile inanlara bir şey diyemiyorum,  ama at gözlükleri ile bakanlara gerçekten hayret ediyorum. Sayın Başkanın Bu adam kötü dediği ne varsa sorgusuz sualsiz, görsel ya da sosyal medyada linç edilirken, kendisinin yaptığı zamlara, kendisine yaptığı yedi bin tl zamma ağzını dahi açmayan, yaptığı anlaşma ile Amerika’yı dize getirdiğini düşünen, Filistin için yıllarca desteğini sürdürürken, şu kısacık harekât boyunca bizi kınayan Filistin’e ağzını dahi açmayan, kötüye kötü iyiye iyi demekten çekinen bir zümre var. Ben bu zümrenin Allaha inandığını zannetmiyorum, onlar Allaha inandığını zannediyor. Bahsettiğim bu zümre at gözlüğünden daha fena bir şey kullanıyor olmalı, bunun başka bir açıklaması yok. Belki de onlar çıkarları için haklı. Desteklemeyince bütün çıkarları yok olacak. Geri kalan ise ezilmeye ve hakkını aramak istediğinde her türlü baskıya maruz kalacak. 

Amerika, karşılıklı anlaşmadan önce, bizi ekonomik yaptırımlar ile tehdit ediyordu. Bizi tehdit edenlere, ülke olarak cevabımızıkarşılıklı bir anlaşma ile verdik. Sonunda ise bu anlaşmanın bile geçerli olmadığını gören hükümet yetkililerimiz ise kandırıldığını geç de olsa gördü. Hükümetin bu tip ilişkilerden öğrendiği en güzel şey tehdit dili. Kimi tehdit ediyor derseniz? Kendi halkını tehdit ediyor. Nasıl mı? Zam yaparım, eski günlere dönersiniz, ülke bölünür, iç savaş çıkar, IMF ye borçlanırız, gibi söylemler ile tehdit ediyor. Bu söylemlerin tamamını bir konuşmada bulamayabilirsiniz. Ancak ara ara yapılan açıklamalarda bu detaylara ulaşabilirsiniz. Geçen bir akrabam ile yaptığım söyleşimde yeni vergiler geliyormuş diye bir serzenişte bulunmuştum. O sevdiğim akrabam ise bana şöyle bir açıklama yaptı; şu an birkaç noktada devam eden harekât var, dünyanın birçok ülkesinde yardımlar yapıyoruz, onlarca Suriyeli var vb. falan onun için para lazımmış. Dün kandırıldım aldatıldım diyenler bu gün başkalarını aldatmaya devam ediyor. O zavallı insanlarda inanıyor ve buna inanmak istemeyenlere açıklama yapma ihtiyacı duyuyorlar maalesef.

Adatılmalarda son bölüm böyle, ben başlıkta bölüm üç dedim ama kim bilir kaç oldu kandırıldığımız. Ama hükümet aldatılmaya ve kandırılmaya devam ederse, daha çok insanımızı boş muhabbetler ile üzüp küstüreceğiz, birçok askerimizi şehit verdiğimiz operasyonların sonucu nihayetine eremeyecek, verdiğimiz vergiler bize yol su elektrik olarak değil başka ödemelerin alındığı hizmetler olarak geri dönecek. 

Harekât süresince ve devam eden süreçte hayatını kaybeden askerlerimize Yüce Rabbimden Rahmet, geride kalan kederli ailelerine ise başsağlığı dileyerek hepinize hayırlı günler dilerim.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Kas

Aldatılmalar Bölüm 3

05Ağs

Adalet, Liyakat, Sadakat

20Nis

Aşk İki Kişiliktir

10Şub
10Eyl