Adalet, Liyakat, Sadakat


Canlılar yaşamsal döngü içerisinde hareket ederken, kendi içlerinde bir takım kural ve kaideler üzere hareket ederler. Bu kural ve kaideler yaşamsal sürekliliği sağlarken toplu yaşamanın da gereksinimlerini oluşturur. Bu gereksinimlerin oluşması için insan olmaya gerek yoktur dur. İnsanların dışında ki canlıların bir kısmında da bu durum geçerlidir. İnsanın dışında ki canlıların insan gibi düşünme yetileri olmadığından, onlarda doğuştan gelen ve inancımız gereği Allah’ın kurduğu düzen üzere hareket eden bir yapıları vardır. 

Bilim insanlarının incelemeleri sonucunda ulaştıkları ortak kanı ise, insan dışında ki bu canlıların düzene aykırı hareket etmeleri durumunda, yaşamsal zincirlerin büyük oranda değişeceği ve yine bu durumdan en büyük etkilenecek canlının insan olacağıdır.

Ancak ne var ki bu durumu bütün canlılar anlarken insanoğlu bu durumu anlamamakta ısrar etmektedir. Israrların altında yatan etmenler bir kaç taneden daha fazladır. Bu etmenlerin temelinde ise üç ana madde vardır; adalet, liyakat ve sadakattir. Diğer etmenler ise bu saydıklarımızın üzerinden uzayarak yükselir. 

Peki, bu temelde olan maddeler sistemi nasıl bu kadar kuvvetli bir şekilde etkiliyor?  Açıklamaya adalet ile başlarsak; 

Bir toplumda adalet çok önemli ve aynı zamanda hassas bir konudur. Adalet denince aklınıza sadece adliye, mahkeme, savcı, hâkim gelmemeli. Bir işçinin doğru ve dürüstçe ödenen maaşından tutunda, tarlada çalışan köylünün alın terinin emeğinin korunmasına, bir belediyenin ihalelerini şeffaf yönetmesinden tutunda, o ülkenin cumhurbaşkanın mal varlığına kadar olan kısmın adil bir şekilde izahına kadar giden bir süreçtir adalet konusu. Ama ne var ki ne adalet denince aklımıza ilk gelen adliyelerde ne de diğer verdiğimiz örneklerde, ülkemizde adalet olduğunu söylemek mümkün değildir. Keşke adaletin yerine geldiğini mahkeme koridorlarında görebilsek ama maalesef ki bu konuda gerçekten içler acısı bir durum ile baş başayız. Yıllarca süren davalar, dava sürecinde hayatını kaybeden insanlar ve büyük bir çoğunluk ile yerine gelmeyen adalet sürüp gitmektedir.

Diğer bir konu liyakat. Kelime anlamı belki de birçoğumuzun aşina olmadığı bir sözcüktür. Ancak ne var ki hayatımızı büyük ölçüde etkilemektedir. Nasıl mı? Bu gün oturduğunuz evden tutunda çalıştığınız ofisinize, tarlanıza, bağınıza, bahçenize yada çalıştığınız fabrikaya kadar uzanabilir. Herkesin anlayabileceği bir dilde söylemek gerekirse işi erbabının yani bilenin layık olanın yapmasıdır.Peki, neden bu kadar etkiliyor? Diyelim ki oturduğunuz evin projelerini yapan mühendise, eğitim veren hocasının, atamasının akraba kontenjanı ile yapıldığı düşünün. Belki de bu mevki ve makamı hak etmiyordur ve bir akrabasının referansı ile oturduğu mevkie gelmiştir. Orayı asıl hak eden ise herhangi bir referans veremediğinden işsiz kalmıştır. Dolayısı ile eğitim verebilecek birinin yerine, bu eğitimi veremeyecek durumda ki birinin verdiği kötü eğitim sonrasında bilinçsiz ve donanımsız bir mühendis yetişecek, sonra sizin evinizi yapacak ve yanlış hesapları yüzünden oturduğunuz ev ilk sarsıntıda yerle bir olacak. İşte liyakat bu kadar önemli bir konu ve çok büyük bir zincir sarmalından oluşmaktadır. 

Son maddemiz ise sadakat. En tehlikeli maddedir. İlk okunduğunda sadık olmanın neresi kötü diyebilirsiniz. Evet, sadık olmak kötü değildir. Dinimizde de çok büyük önem arz eder. Ancak doğrunun sadığı olmak önemlidir. Yalanın, dolanın, riyanın, zalimin yanında sadık olunmaz, onlara karşı sadık olunmaz. İnsanoğlu kendi yüksek çıkarları karşısında bütün kötülüklerin karşısında sadık olabilme başarısını göstermekte hiç tereddüt etmez. Çünkü para ve güç elde etmek için dinini dahi değiştirebilen insan, sadık değil, ismini söylemek istemediğim bir hayvan cinsinden olabilir, hatta bu söylem hayvana hakaret bile sayılabilir. 

Özetlemek gerekirse bu üç madde bir ülkenin geleceğini, gelişmişliğini ve ekonomisini bile belirleyebilir. Adaletin olmadığı bir ülke hiçbir zaman gelişemez, liyakatin sağlanmadığı bir toplumda gelişmişlikten bahsedilemez, kötü manadaki sadakatin olduğu bir ülkede ne demokrasi vardır, ne de insan hakları tam bir şekilde sağlanır.

İktidar partisinin her geçen yıl da giderek oy kaybetmesinin ardında yatan en büyük etmenler az önce yukarı da ki saydıklarımızdır aslında. Haziran da tekrarlan İstanbul büyükşehir belediyesi seçimlerinde ki büyük fark ise bunun bir göstergesidir. Eğer bu üç önemli maddenin üzerine gitmez ve halkın doğrularını uygulamadıkları sürece de oy kaybetmeye devam edecek ve bir gün de o çok güvendiği iktidarını kaybedecektir.

Bütün güzelliklerin ülkemizde giderek artması dileklerim ile şimdiden bayramınızı tebrik eder hayırlara vesile olmasını dilerim.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Ağs

Adalet, Liyakat, Sadakat

20Nis

Aşk İki Kişiliktir

10Şub
10Eyl
03Mar

DERİNLERDEKİ DÜŞMAN