GEZİ NOTLARI


 

Saygıdeğer okurlar; yazımın başlığı sizi yanıltmasın. Görevli öğretmen olarak katıldığım Malatya koleji Anadolu Lisesinin 9.ve 10.sınıf öğrencilerini kapsayan Çanakkale gezisinden bahsediyorum. Gezi boyunca edindiğim izlenimleri,aldığım notları ve duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

            Gezimizin Çanakkale Zaferinin 100.yılına denk gelmesi  gezimize ayrıca ehemmiyet katmıştır. 17 yıllık bir Tarih öğretmeni olarak Çanakkale’ye ‘’Bir devrin battığı yere’’  tarifsiz duygular içerisinde yolculuğumuz başladı. Son durağımız Çanakkale olsa da Ankara, Söğüt, ve Bursa illeri de gezi programımızda yer almaktaydı.

             Gezimizin ilk günü ve Ankara,üniversite yıllarımı geçirdiğim bu şehri seviyorum. Öğrencilerimizde milli egemenlik duygusunu pekiştirmek adına TBMM’ni ziyaret ettik. Derslerimizde anlattığımız yasama organını yerinde gördüler,kim bilir belki de ileride milletvekili olarak oturacakları koltuklara oturdular. Öğrencilerimin gözündeki  ışıltıdan Tarih dersini görselleştirerek,somutlaştırarak anlatmanın tam öğrenmeyi gerçekleştirdiğini  bir kez daha tecrübe etmiş oldum.

         Ankara programımızı tamamlayıp Eskişehir istikametine doğru yola koyulduğumuzda heyecanım doruk noktadaydı. Çünkü bu yol bizi Osmanlı’nın temellerinin atıldığı Söğüt’e götürecekti. Takdir edersiniz ki  bu bir Tarihçi için oldukça heyecan verici. Gece on iki sularında Söğüt’e vardık. Günün ilk ışıkları ile otel odasının camına yapıştım tam karşımızda Ertuğrul Gazi Türbesi bütün ihtişamı ile duruyordu. Türbenin çevresinde Osmanlı izleri kendini hissetirsede maalesef ilçenin genelinde aynı hava yoktu. İlçenin Osmanlı tarzında dizayn edilmiş olmasının, iç ve dış turistleri çekecek şekilde tanıtılmış olmasının hayali ile gittiğim Söğüt’te hayal kırıklığı yaşadım. 623 yıl yaşamış, Üç kıtaya hakim olmuş Osmanlı Devletinin doğduğu bölge daha fazlasını hakkediyordu. Tabi ki bunun suçlusu Söğütlüler değil bilakis çok kalender ve misafirperver insanlar. Bölge siyasi olarak, kültürel olarak desteklenmeli. Söğüt Osmanlı demek.Her şeye  rağmen Söğüt’ü görmek, Söğütlülerle tanışmak güzeldi.

                Söğüt’ü  arkamızda bırakıp Bursa’ya doğru yol aldık.Öğlen namazı vakti Bursa Ulu camiine vardık. Bu muhteşem eser binaların arasına sıkıştırılmış olsa da ihtişamından hiç bir şey  kaybetmemiş. Ata yadigarı muhteşem camide eda ettiğimiz namazlarımızdan muhteşem hazlar aldık. Öğrencilerimizin teleferik keyfi görmeye değerdi.

            Asıl menzile ( Çanakkale’ye) artık saatler kalmıştı. Çanakkale’ye  gece vardık iyi dinlenmeliydik çünkü bizi çok yoğun bir gün bekliyordu. Ertesi gün erken saatlerde kahvaltımızı yaptık ve Eceabat’a doğru yol aldık. Güneşli güzel bir gündü. Mart-Nisan 1915’te de 253 bin vatan evladı üzerine güneş böyle parlamış mıydı? Vatan sevdalıları parlayan güneşe’’ bizleri düşünerek’’ gözlerini kapadılar. Artık Eceabattaydık  253 bin şehidimizi bağrına alan topraklarda. Öğrencilerimden biri ‘’hocam topraklara basmak istemiyorum,şehitlerimizin üzerinde yürüyoruz gibi hissediyorum’’dedi. Öğrencimin bu bilinci beni duygulandırmıştı. Öğrencim doğru bir tespitte bulunmuştu ‘’Toprağı sıksan şüheda fışkıracak’’ bir yerdeydik.

Şehitliklerimizi gezmeye başladık, Fatihalar okuduk. Ancak boğaza karşı en güzel  yerler İngiliz ve Anzak’lara ayrılmıştı ve çok bakımlıydı. Bizim şehitlerimiz  Cennet-i Ala’da idi bunu düşünüp teselli bulsam da bu topraklara can veren şehitlerimizin o güzelim yerleri daha çok hakkettiğini düşünüyorum. Cuma günüydü ve öğlen namazı vakti en yoğun çatışmaların yaşandığı Alçıtepe köyüne vardık. Güzergahımızdaki  yollar tali yol gibi ve çok bozuktu. Rehberimiz buna şükretmemiz gerektiğini birkaç yıl öncesine kadar daha kötü olduğunu söyledi. İğne atsan yere değmez tarzında bir kalabalık vardı. Köyün tamamı hediyelik eşya dükkanları, lokantalarla doluydu.

Cuma vakti  kalabalık camiye doluştu. Böyle bir köyün camisi köyün anlam ve önemine yaraşır olmalı değil mi? Ama maalesef öyle değildi. Anlayacağınız şehitlerimiz köye müthiş bir kazanç ve bereket vermiş ancak köyün kendisi bundan pek nasiplenmemiş. Alçıtepe’de size Çanakkale Zaferi ruhunu anlatmak isterdim ancak ben o maneviyatı yakalayamadım. Adet yerini bulsun dedim  birkaç hediyelik aldım ve dönüş yoluna koyulduk. Ancak söylemeden geçemeyeceğim Eceabat’ta günbatımı mükemmeldi.

              Saygıdeğer okurlar; Çanakkale Zaferi, yaşananlar, verilen şehitler insanlara tam anlatılamamış. Çanakkale, bu güzelim topraklarda bu günleri görebilmemiz için ‘’Bir devrin battığı yerdir’’ Nasip olursa bir daha ki ziyaretimde inşallah olması gereken duyguları yaşar ve sizlerle paylaşırım.

           Özel Malatya Koleji yönetici ve idarecilerine bize bu imkanı sağladıklarından dolayı teşekkür ediyorum.

              

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Ağs
19Tem

KİRLİ RUHUMUZ Ve RAMAZAN

11May

GEZİ NOTLARI

13Nis
25Şub

KUTALMIŞOĞLU SÜLEYMAN ŞAH