Ürettiğimizden çok tüketiyoruz...


Eşyaya ulaşılabirlik noktasında hiç bir sıkıntımız yok..

Akıllı evler,akıllı arabalar,akıllı telefonlar,akıllı fırınlar,akıllı tahtalar vs..

Aklı eşyaya yükleme telaşına düştük, bütün çabalar ülkenin en ücra köşesindeki insanı moderniteyle, teknolojiyle buluşturma gayreti yönünde olunca, bu arada akledemeyen ,düşünemeyen, manevi değerlerden bi haber, tüketici bir nesil ortaya çıktı..

Çarpık yapılaşmanın ortadan kalkması için Kentsel dönüşüm kapsamında mahalleleri yok ettik..Mahalleyle birlikte komşulukları da bitirdik. Biten komşuluklarla insanlar yalnızlaşmaya başladı.Yalnızlaşan insan psikolojik sorunlarını yenemedi..Yardımlaşma sahiplenme ortadan kalktı.Paylaşma ve yardımlaşma site yaşamında neredeyse sıfır noktasında..Moderniteye teslim olan insan gittikçe bireyselleşti..Bireyselleşen ve egoist bir toplum karşımıza çıktı..Borçları yüzünden birlikte intihar eden kardeşler, yemek kartında sadece bir liram kaldı diyen üniversiteli öğrenci..Ne oluyoruz sorusunu hep soruyoruz..

Neticede tüketici ve egoist bir kuşağın oluştu..

Kentsel dönüşümde kasıt görüntü kirliliğini ortadan kaldırmak, çarpık yapılaşmayı önlemekti. Çarpık yapılaşmayı ortadan kaldırırken şunu hesap edemedik galiba..Bu defa çarpık düşünceli sadist ruhlu, egoist,kendinden başkasını düşünmeyen,bencil, bana değmeyen yılan bin yaşasın demeye başladı insanımız..

Önce şehirler ruhsuzlaştı, kimliksizleştirildi..

Kimliksizleştirilen bir şehirde kimlikli nesil yetiştirmek daha da zorlaştı..

İnsana manevi değerleri hatırlatan yapıtlar bir bir yok edildi..

İnsana ölümü hatırlatan mezarlıklar dahi alabildiğine şehrin dışına itildi..

Camiler yükselen binalar arasında heybetini kaybetti..

Geldiğimiz nokta..

Kadın cinayetleri..

Çocuk cinayetleri..

Cinnet..

Öğretmen cinayetleri..

Sağlık çalışanına şiddet..

Sokak hayvanlarına işkence..

Babasını öldüren evlat, evladını öldüren anne..

İntiharlar vs...

İsteyen istediği yerde silah bulabiliyor..

Hırsızlık olağan hale gelmiş durumda..

Aile yapısını çökertmek için birbiriyle yarışan TV Kanalları revaçta..

Bugün hangi gazeteye baksak, hangi TV kanalına geçsek, sürekli cinayet haberleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Düşmanını öldüren insanların haberleri değil bunlar. Kendi yakınını, kendi aile bireylerini gözünü kırpmadan öldüren insanların haberlerini izliyoruz.

Giderek artan sayıda cinayet işleniyor. Giderek artan sayıda insan kendi kanından, kendi ailesinden birilerini, bazen tüm ailesini yok ediyor, can alıyor, kan döküyor.

Yaşadığımız olaylar ve geldiğimiz nokta maalesef birbirimize olan saygı ve sevgi yerine maddi değerleri olan ve satın alınabilen tüketim araçlarının geçtiği ve birbirimizle olan insani ilişkilerin neredeyse yok olmaya yüz tuttuğu günler oldu. Her şeyin karşılığını ölçer, her şeyi satın alınır olarak görmeye başladık. Sevgi toplumundan uzaklaşıp tüketim toplumuna dönüştük. Acımasız, hatta zaman zaman vahşi bireylere dönüştük. İnsanlara, doğaya ve hayvanlara eziyet etmeyi, öldürmeyi, yok etmeyi doğal karşılamaya başladık. Kanıksadık.

Üstelik sadece tüketmeye yönelen, üretmekten, okumaktan, araştırmaktan, sorgulamaktan ve sormaktan uzaklaşan toplumların başına ne gelirse bizim de başımıza o geliyor. Değerlerimizi kaybediyoruz. Değersizleşiyoruz. Dolayısıyla kendimizi de değersiz hissediyoruz. İçine düştüğümüz kocaman boşlukları dolduramıyor son model cep telefonları, bilgisayarlar, teknolojik aletler.Açık açık söylemek gerekirse yok ettikçe yok oluyoruz..
Ürettiğimizden daha çok tüketerek yok oluyoruz. Ektiğimizden daha çok biçtiğimiz için yok oluyoruz. Diktiğimizden daha çok kestiğimiz için, aynılıklara değil ayrılıklara odaklandığımız için yok oluyoruz.

Şu gerçeğin altını çizmek gerekirse sonu hiçte iyi olmayan bir yolun ortasındayız..Ve geri dönüşü olmayan bir tüketim çılgınlığı yaşayan bir neslin varlığı artık bir gerçektir..

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Oca
12Oca

Ticaret ve Kurumsallık

10Oca
08Oca
06Oca

Kar Rahmettir..