Geçmişi Çabuk Unutuyoruz..


Türkiye dün daha mı güzeldi..

Fazla geriye değil 1993-94  lü yıllara gidelim..

Hastahanelerde rehin kalınan gecelere..

İlaç almak için saatlerce kuyrukta beklenilen günlere..

Kitap listesini elimize alıp kitabevi kitabevi dolaştığımız yıllar..

15 yaşındaki bir imam hatipli kız öğrencinin kürsüden gözü yaşlı indirildiği seneler..

oğlunun düğününü, askerinin yemin törenini tel örgüler arkasında izleyen anaların olduğu günler..

Masada rakı isterim rakı diyen paşalar vardı..

Rahmetli Erbakan hocaya ter döktüren..

Sahi o Milli Güvenlik kurulunda ne olmuştu..

1996’da Başbakan Erbakan, Başbakanlık konutunda Yüksek Askeri Şura komutanlarına yemek verir.

Yemekte Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Deniz Kuvvet Komutanı Güven Erkaya da vardır.

Erbakan Hoca yemekte misafirlerine içecek olarak portakal suyu ikram ediyor.
Servis yapılırken Deniz Kuvvet Komutanı Güven Erkaya "ben rakı isterim" diyor.
Garson, "Alkollü içki yok efendim" diyor.
Güven Erkaya ısrar edince garson gazete kâğıdıyla örterek bir kadeh rakı getiriyor.

Güven Erkaya kadehin etrafındaki gazete kağıdını açıp garsona diyor ki "Rakıya devam edeceğim, sen rakı şişesini servis masasına koy, kadehim boşaldıkça doldurursun’’

Yemeğe geçilmeden evvel medya mensuplarını içeri alınır.
Güven Erkaya, medya iyice görsün diye rakı şişesinin etrafındaki bardakları çeker.
Yarın haberlerde laikliğin korunduğunu yazarlar. Herkes rakıyı konuşur.
Bu arada Erbakan'ın tabanındaki imajı da sarsılır.
Bu arada Erbakan Hoca'dan terler boşalmaktadır.

Medya mensupları çıkınca İsmail Hakkı Karadayı da "şarap" istiyor. Rakı ve şarabı Erbakan Hoca'ya göstere göstere içiyorlar.

Düşünün, Başbakan yemek veriyor ve o yemekte “portakal suyu” ikram ediliyor.
Ama beyler laikler ya, illa içki içecekler.
Dikkat edin, Erbakan “ev sahibidir", komutanlar ise birer “misafir"

Malum, misafirler, umduklarını değil, bulduklarını yer içerler.
Ama komutanlar, “rakı” sipariş ediyor, “şarap” sipariş ediyor ve medyaya göstere göstere içiyorlar.

Sonradan öğrendiğimiz şu ki; o gece eve dönünce, Genelkurmay Başkanı Karadayı, Güven Erkaya’yı telefonla aramış ve şöyle demiş:

“Aferin Güven. Rakı istemekle çok iyi ettin. Ben de şarap isteyip, içtim!”

Onlara göre ağır milli sanayinin kurulmasının, kendi silah ve arabamızın üretilmesinin hiç önemi yoktu.
Yeterki laik düzeni temsil eden "rakılı masalar" hep varolsun ve korunsundu..

Masalarına rakı isteyen paşalara da baki değildi bu dünya..

Asıl mesele rakı masası etrafında toplananların ülkede biz ne dersek o olur mantığıydı ve öylede olmuştu..Sağ seçmen ve mensubu olduğu partisinin hükümet olma yetkisi var iktidar olma gibi lüksü yoktu..Ülkenin tek yönetici kadrosu Jakoben  ve elit sınıflardı..

Sanırım geçmişi çabuk unutuyoruz..

Soğan patates üzerinden oluşturulan bir algı üzerinden iktidara yükleniyoruz da yükleniyoruz..

İktidar  konuşulmaya başlanınca ama diye başlayan cümleler devam edip gidiyor...

Yarım asırdır seçmenine zafer çığlığı attıramayan bir partinin İstanbul'u kazanması coşkuyla kutlanıyor..

Girdiği bütün seçimlerde yenilgi yaşayan bir partinin seçmeni her şeye rağmen oy vermeye devam ederken, iktidara oy veren seçmen en ufak bir algıdan hareketle kendisine girdiği bütün seçimleri zafere  dönüştüren  partisine sitem ederek ya sandığa gitmiyor veya bir başka partiye oy veriyor..

İstanbul seçimi muhalefeti coşkuya gark etmiş..Buradan hareketle parlamenter sisteme yeniden dönüş naraları atılıyor..Ve bizde bu naraları izliyoruz..

Geçmişi çabuk unutuyoruz...

Rahmetli Erbakan hocaya yapılanları şöyle bir göz önüne getirirsek ne demek istediğim anlaşılır sanırım..

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Şub

Manevi İklim...

24Şub

Sümerpark...

20Şub
18Şub

Toplumsal Duyarsızlık..

13Şub

Yetersiz Kaldık Başkanlarım...