HAÇLILARIN TRUVA ATI: GÜLEN


Haçlı Seferleri, batının 'bütün barbar kavimlerinin' doğudaki 'dindaşlarına yardım etmek' kisvesi ve tabansızlığı altında başlar.
Bununla birlikte doğudaki müslüman, yahudi ve hristiyanların tümünü kapsayarak büyük bir kaos, talan ve katliam ortamı da beraberinde getirdiler.
Haçlılar, Roma'nın imparatorluk sınırlarını aşar aşmaz kendi mezheplerine ters düşen ve derin ayrılıkları olan Ortodoks hristiyanlara saldırırlar. Çevrelerini yakıp yıkarak ilerleyen haçlılar, bırakınız insanları; doğayı, hayvanları, tarihi eserleri, evleri, kiliseleri, camileri, havraları, kervansarayları ve önlerine ne gelirse kundakladılar ve yağmaladılar.
Savunmasız sivil halka etmediklerini bırakmadılar. Kadınların ırzlarına büyük bir zevkle ve ihtirasla saldırdılar. Katı bir ırz düşmanlığı sergilediler. Tüm mabetleri yerle bir ettiler.

Mısır'ı, Kudüs'ü, Balkanlar yoluyla İstanbul'u, Anadolu'da İznik civarını, Urfa ve çevresini, Antakya'nın önlerini, Kıbrıs adası yağmalanmış ve milyonlarca insan katledilmişti.

Özellikle haçlı orduları, Antakya'ya girişleriyle beraber ortaya çıkan tablo dehşet vericiydi. Haçlı askerleri ellerinde kılıç, sokaklarda delirmişcesine koşup rastgele etrafı kan gölüne çevirmişlerdi. Şehrin dört bir yanından yükselen feryatlar adeta yeri göğü inletiyordu. Kadın, çocuk ve yaşlı demeden önüne geleni kılıçla doğruyorlardı.
Halk, sağa sola kaçışırken gözlerini kan bürümüş ve ganimet hırsıyla çılgına dönmüş Haçlı askerleri Anadolu’yu evvelce kendileri için ulaşılmaz olan bu yörelerde şimdi istedikleri gibi cirit atıp, kaçabilenler dışında, kadın-erkek, çoluk-çocuk ayırımı yapmadan, yakaladıkları herkesi kılıçtan geçirdiler.
Antakya halkı, dehşet içinde neye uğradıklarını anlamalarına fırsat tanınmadan, şehir halkının evlerini basıp etrafı tahrip ederek ev ahalisini, hasta-yaşlı demeden katletmeyi de ihmal etmediler. Bu arada, şehrin önde gelen kişilerinin ve en zenginlerinin yaşadığı bölgeleri tespit edip, gruplar halinde buralara saldırdılar; katliamdan sonra bu evlerde buldukları altın, gümüş ve kıymetli eşyaları kendi aralarında paylaştılar.
Dönemin tarih yazarlarından Willermus eserinde, o gün Antakya’da on binden fazla kişinin öldürüldüğü rivayetini aktarır. Bu rakamın doğruluğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, görgü tanığı ve Haçlı seferleri tarihi yazarı Raimundus, o gün ele geçirilen ganimetin büyüklüğünün ve öldürülen insanların sayısının tahmin bile edilemeyeceğini yazar.
Gesta Francorum adlı eserin anonim yazarının ve dönemin diğer tarihçilerinin belirttiğine göre, şehrin bütün sokakları cesetlerle doludur; yaz sıcağında çabucak çürüyen bu cesetlerden etrafa yayılan kokuya dayanmak mümkün değildir.
Böylece, şehirde tek bir canlı Müslüman kalmamış, bu arada yerli Hristiyan halktan da pek çok kişi öldürülmüş, evleri ve malları yağmalanmıştır.
Öte yandan, Haçlı ordusu daha Antakya surları önündeyken başlayan yiyecek sıkıntısı bu noktada had safhaya ulaşınca, Raimundus tarafından belirtildiğine göre, Haçlılar yamyamlık yapmayı mubah gördüler. Tarihçi Radulfus Cadomensis de, “Askerlerimiz yetişkin Müslümanları yemek kazanlarında pişirdiler, çocukları şişe geçirip ızgara yaparak yediler.” diye yazarak bu korkunç olayı dile getirir.
Ayrıca 1096-1099 yılları arasında 1.Haçlı seferleri sırasında Lorraine Dükü Godfrey de Bouillon kazandığı zaferin sarhoşluğuyla, Papa'ya şu mektubu yazarak göndermişti:
"Bizim askerlerimiz Süleyman Tapınağına kadar onları katlederek, öldürerek takip ettiler; burada katliamla o kadar çok kişi öldürülmüştü ki ölenlerin akan kanı katliama devam eden askerlerimizin ayak bileklerine kadar yükselmişti."
Katliamları ve gözü dönmüşlükleri sadece hedef olarak seçtikleri müslümanlar ile sınırlı değildi.
Manastırlar, kütüphaneler, kiliseleri talan ettiler. Pek çok kültür ve sanat eserleri yakıp yıkarak tahrip ettiler. Günlerce muhasara altında kalan İstanbul eski ihtişamından eser kalmamıştı. Haçlıların çıkarttıkları yangınlar nedeniyle bütün zenginliği ve  güzelliği yerle yeksan olmuştu. Bu da yetmezmiş gibi merhamet dilenen masum hristiyan halkını da kılıçtan geçirerek kafataslarından kadehler tokuşturarak rahibeler de dahil tüm kadınlara tecavüz ettiler.

Haçlılar; katliamların, gaddarlığın, vampirliğin, zombiliğin, vahşetin ve vahşiliğin icadı ve mucididir.
Irsızlığın, densizliğin ve izansızlığın adresidir haçlılar...

Haçlıların ve Hanedanların Truva Atı olan FETÖ lideri Gülen, tüm bilinen gerçeklere rağmen iyice zıvanadan çıkıp kindarlığını ve nefretliğini daha da derinleştirmek için "Haçlıların ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir. Bir kere onlar sizin kadınınıza kızınıza ilişmezler. Mabedinize ilişmezler. İlişmemiş Haçlılar."
Her ur, kendi sahibinin çöplüğünde ulular...
Ne olursa olsun ve kim olursanız olun Emperyalist yeni haritaları Hanedanlara, Gizemli Güçlere, Haçlılara ve onların uşaklığına soyunan FETÖ, PKK, TAK, DHKP-C ve YPG gibi kuklalara çizdirmeyeceğiz ve bu kararlı inancımız ve duruşumuz ivedilikle devam edecektir.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Kas

TUZLU KAHVE

06Ekm

Keşke Hiç Büyümeseydik...

16Oca

Ben dilenci değilim...

12Ekm
28Ağs

SAHİL, O GECE VE GÖNÜL...