İNDİRİLEN DİNE DEĞİL, UYDURULAN DİNE İNANDIRILMIŞIZ (3)


İşte maalesef Hristiyan Batı Dünyasının içimizdeki ajanları, son yüz yıldır  bazı tarikatlar ve cemaatler üzerinde, islami toplum yapımızın içine nüfuz ederek meydana getirdikleri bu paçalanmaile ülkemizi ve milletimizi  ne hale getirdiklerini görüyor ve izliyoruz.. 

Bugün bu konuyu yazarken, bütün cemaat ve tarikatlara aynı gözle baktığımız zan edilmesin.. 

Bugün bu yazıyı yazmakta ki Asıl amacımız; yıllardır ipleri birilerinin elinde olan veya sapkınlıklarından dolayı toplumu zehirlemeye çalışan bazı yapılanmaları toplumun gündemine sunmaya çalışmaktır...

Peki, bu durum karşısında neden bir şey yapılamıyor?

Evet, maalesef yapılamıyor, çünkü egemen dış güçlerin elinde olan basın ve medyanın, son yüz yıldır kurmaya çalıştıkları bu çarpık düzenin bozulmaması için, gerçek din adamları üzerinde öylesine planlı projeli bir baskı sistemi oluşturmuş ki, nerede gerçek islami anlatan bir alim ve Kur’an-ı Kerimi anlatan bir din alimi, bir mütefekkir, bir aydın, bir yazar  varsa, bunları toplumda izole edip her fırsatta bu insanları suçlayarak toplumun dışındaymış gibi bir algı oluşturup bu gerçek din alimlerinin toplumla bütünleşmeleri için çeşitli engeller oluşturulmaktadır... 

Maalesef son 95 yıldır dinden imandan bihaber yetiştirilen nesillerimiz de bu konulara pek vakıf olmadıkları için, bu gerçeğin farkında değiller...

Çünkü soskata, toplumda, sinemada, tiyatroda, televizyonda  halk arasında din adamlarımız öylesine örselenmiş, öylesine alaya alımış ve öylesine bir olumsuz algı ile dışlanmışlar ki, artık toplumumuz ve gençliğimiz bu karmaşanın içinde gerçek din adamı ve sapkın din adamlarını seçecek gerçeği seçemiyorlar...

 

Çünkü toplumumuz büyük bir bölümü, iman noktasında, geleneksel mukallit, yanı taklidi bir imanla kendini inanmış sayıyor.. Gerçek tahkiki iman argümanlarının neler olduğunu ve gerçek tahkiki imanın gereklerinin ne olduğunu maalesef büyük bir kesim bilmiyor...

Eğer siz millet olarak, eğitim müfredatınızla 95 yıl boyunca biz yönümüzü batıya döndük, çağdaşlaşıyoruz diye yeni  yetişen genç  nesilleri imanından, inancından, tarihinden, öz değerlerinde bihaber yetiştirirseniz; işte böyle bir manzarayla ile karşı karşıya kalırsınız...

Yani akllı olan insan oturur şöyle bir düşünür; bu sistemle üniversite’de yetiştirdiğim gençler, PKK’ya, DHKPC’ye DEAŞ’a ve daha nice terör örgütlerine ilgi duyuyor ve bu örgütlere katılıp terörist oluyor ve bu ülkenin polisi’ne, askeri’ne, hakimi’ne, savcısı’na ve vatandaşına kurşun sıkıyor ve şehit ediyorlar...

Peki, acaba biz nereden yanlış yapıyoruz diye insan hiç oturup bir düşünmez mi?

İşte maalesef  içimizdeki dış güçlerin maşaları, gençlikte ve milletimiz de bu düşüncenin oluşmaması için, gençliğin ve milletimizin  önüne eğlence, içki, kumar, popülizm, şöhret, özgürlük, çağdaşlık gibi bazı kavramlar konularak,  gençliğin düşünmesinin ve gerçekleri idrak etmesinin önüne adeta bazı setler ve bazı bariyerler konulmuştur...

95  Yıldır böylesine çarpık bir milli eğitim müfredatı ile yetişen genç nesillerde, dini, milli, tarihi ve kültürel değerlerine karşı ne kadar milli duyarlılık bekleyebilirsiniz..?

İşte yıllardır böylesine çarpık bir eğitim müfredatı ile  yetişmiş olan genç nesillerimiz; maalesef gerçek din alimlerine karşı, mili ve manevi değerlere duyarlı olan aydın, yazar, çizer ve sanatçılara karşı ön yargılı bir şekilde dolduruşa getirilerek, her şey ters yüz gösteriliyor ve toplum kamplara, gruplara, hiziplere bölünerek, böl , parçala yönet taktiklerini rahatça  devreye sokuluyor içimizdeki egemen dış güçlerin bizden olan satılık maşaları, kuklaları ve  zihniyeleri ...

Evet, Yüce milletimiz Vatanına, Dinine, Bayrağına ve Milletinin milli ve manevi değerlerine sahip çıkan gerçek din alimlerine, aydınlarına, yazarlarına  ve sanatçılarına sahip çıkmadıkça; bu ülkeyi yıkmak ve parçalamak isteyenler; her gün biraz daha hedeflerine yaklaşmaya devam edecekler..!

Saygılarımla. /

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!