Eğitim Bir-Sen’den “2018-2019 Eğitim Öğretim” yılı değerlendirmesi

Eğitim Bir-Sen Elazığ 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Bahşi, 2018-2019 yılı eğitim öğretim yılıyla ilgili değerlendirmede bulunup, taleplerini dile getirdi.

Eğitim Bir-Sen'den '2018-2019 Eğitim Öğretim' yılı değerlendirmesi
Bölge
Eğitim Bir-Sen Elazığ 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Bahşi, 2018-2019 yılı eğitim öğretim yılıyla ilgili değerlendirmede bulunup, taleplerini dile getirdi.

Haber Editörü: Malatya Sanal Haber

Eğitim Bir-Sen Elazığ 1 Nolu Şube Başkanı İbrahim Bahşi, 2018-2019 yılı eğitim öğretim yılıyla ilgili değerlendirmede bulunup, taleplerini dile getirdi.

Eğitim Bir-Sen Elazığ 1 Nolu Şubesi’nde 2018- 2019 eğitim öğretim yılının bitmesi nedeniyle düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunuldu. Sendikanın konferans salonunda düzenlenen toplantıya Şube Başkanı İbrahim Bahşi ve üyeler katıldı.

Topyekun kalkınmanın merkez üssü olarak eğitimi belirleyen ülkelerin daha verimli ve kaliteli bir hale getirmek için sürekli çaba gösterdiklerini ifade eden Eğitim Bir-Sen Elazığ Şube Başkanı İbrahim Bahşi,“Son yıllarda eğitim alanında başarılı reformlara imza atmış ülkeler, öğretmenlerinin niteliğini artırmak, okulların kapasitelerini geliştirmek, eğitim ortamlarını zenginleştirmek, sadece bilgi sunmak değil karakter eğitimini de önceleyecek şekilde hareket etmektedir. Öğretmenlerin işlerinden memnuniyetleri ya da memnuniyetsizlikleri, eğitimin niteliğini, dolayısıyla ülkenin geleceğini ilgilendirmektedir. Öğretmenlerin umutsuzluğa kapılmalarını önlemek ve onlardan kaliteli hizmet almak için, kendilerine en başta iyi bir eğitim sistemi, iyi çalışma ortamı ve iyi imkanlar sunulmalıdır. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, sorumluluk sahibi herkes, öğretmenlerin içinde yaşadığı durumun ‘mutsuz mecburlar’ üretme potansiyeline sahip olduğunun farkına varmalı ve bütünsel çözüm üretme gayreti içine girmelidir” dedi.

“Sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir"

Kamu personel sisteminin temel yaklaşımının insan onurunu öncelemek ve insan haklarına saygılı olarak çalışma şartları olmasının gerektiğinin altını çizen Başkan Bahşi, “Bu eksende öğretmen istihdamında sözleşmeli öğretmenliğin temel istihdam şekli olarak kabul edildiği algısını güçlendiren adımlar ve uygulamalar, büyük ve güçlü Türkiye iddiası ve hedefiyle bağdaştırılabilir değildir. Öğretmenlerin anayasal haklarını sınırlayan, aile bütünlüğünü bozan, eşleri birbirinden, çocukları da anne babalarından 6 yıl boyunca ayrı bırakan, öğretmeni eşi ile işi, sağlık ile işsizlik arasında tercihte bulunmaya zorlayan, öğretmenler odasında ayrımcılık oluşturan, öğretmenlik mesleğini ve öğretmenin itibarını zedeleyen sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına derhal son verilmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlere, kadroya geçirilmeleri süreçlerine ilişkin kalıcı bir düzenleme yapılması beklenmeksizin mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği hakkı başta olmak üzere, kadrolu öğretmenlere tanınan haklar verilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlere verilen sözler yerine getirilmeli kadroya geçiş sürecine yönelik 3+1 konusunda yasal düzenleme Meclis tatile girmeden önce çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı.

"Şiddete karşı yasal düzenleme talebiyle imza kampanyası düzenledik"

Ek gösterge düzenlemesinin ne zaman gerçekleşeceği konusundaki belirsizliğin giderilmesini istediklerini ifade eden Bahşi, “Eğitim çalışanlarının en büyük beklentisi ve haklı talebi ek göstergedir. Siyasi irade tarafından verilen sözün üzerinden bir yıl geçmesine rağmen henüz somut bir adım atılmamış olması, haklı beklentinin hüsrana dönüşmesi tehlikesini içinde barındırmakta ve sosyal maliyeti artırmaktadır. Ek gösterge konusundaki düzenleme çalışma barışı, iş motivasyonu, çalışan memnuniyeti ve hizmet kalitesinin artırılması ekseninde, sadece belli kadro unvanları bazında değil, tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Şiddet eylemlerinde, mevcut yasal düzenlemelerin bu fiillere karşı caydırıcı nitelikte ceza öngörmemesi ile şiddet uygulayan kişilerin bu eylemlerinin adli ve idari makamlarca önemsenmeyeceği ciddi bir ceza yaptırımıyla karşılaşmayacakları inancı önemli bir rol oynamaktadır. Bu itibarla eğitim çalışanlarına karşı eğitim-öğretim hizmetinin sunumundan kaynaklı şiddet eylemlerine yönelik önleyici ve koruyucu nitelikte cezai ve hukuki tedbirlerin alınması elzemdir. Eğitim çalışanları, kendilerine yönelik şiddet olaylarına karşı caydırıcılık, şiddete uğrayan çalışana da hukuki koruma sağlayacak nitelikte yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesini acilen talep etmekte ve beklemektedir. Bunun önüne geçilmesi için, eğitim çalışanlarına şiddete karşı yasal düzenleme talebiyle imza kampanyası düzenledik. Olayların yaşandığı illerde tepkimizi haykırdık, şiddet mağduru eğitimcilere destek olduk, tüm illerde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirerek konunun vahametini ortaya koyduk. Bu doğrultuda, eğitim çalışanlarına karşı tehdit, cebir ve şiddet kullanan kişilere yönelik hapis cezası verilmesi, eğitimcilere yönelik şiddet eylemlerinin tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve şiddet mağdurlarına bakanlıkça hukuki yardım yapılması noktasında yasal düzenleme yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

Bahşi daha sonra kentte yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler aktardı.

Son Güncelleme: 13 Haziran 2019 17:45

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN